Sex hikaye, erotik hikaye, porno ve ensest hikayeler. Sex ve porno hikayeleri erotik hikayeler.

Abilerim Çok Pis Siktiler Beni – Sex Hikayeleri

Ensest Hikayeler, Erotik Hikayeler, Evli Çift Hikayeler 30 Kasım 2023

Annem ve babam boşandıklarında, ben daha 2 yaşındaymışım. Ben annemin yanında kaldım. Babam inşaat mühendisidir ve daha boşanmalarının üstünden 1 ay geçmeden yurtdışına çalışmaya gitmiş. Ogün bugündür de sürekli yurtdışında çalışır. Nadiren Türkiye’ye geldiğinde kısa sürelerle görüşürdük. Hayatımda o kadar az yer alıyordu ki, özleyecek kadar bile tanımıyordum onu. Yine de her ay düzenli olarak arkadaşlarımın aldığının 3-4 katı kadar para göndermeyi ve özel günlerde hediye için ekstra para göndermeyi asla ihmal etmiyordu. Sanırım onun sevgisini gösterme şekli de bu şekildeydi.

Annemle aramız hep çok iyi olmuştur. Annemin bana olan sevgisi ve yaklaşımı sayesinde, boşanmış ailelerin çocuklarının yaşadığı sorunları hiçbir zaman yaşamadım. Annem, çok başarılı ve aranan bir plastik cerrahtır. Anneme öyle hayrandım ki, okul hayatım başlar başlamaz, onun gibi bir doktor olabilmek için kendimi derslere gömmüştüm resmen. Zaten hiçbir zaman çok güzel bir çocuk olmamıştım. Daha 8 yaşındayken dişlerime o iğrenç teller takılmıştı. Saçlarım ise arkadaşlarımınki gibi düz yada sadece hafif dalgalı değil, tam anlamıyla kıvır kıvırdı. Saç rengim siyaha yakın olsada, tenim peynir gibiydi ve en ufak bir şeyde o kadar kızarıyordum ki, kimseden bir şey saklamama imkan yoktu. Tek güzel denebilecek yanım, babamdan aldığım koyu mavi gözlerimdi. Ne yazık ki kitaplara olan aşırı düşkünlüğüm sayesinde, daha 13 yaşımda şişedibi gibi gözlükler takmaya başlamıştım bile. Görünüşümdeki bu içler acısı durum ve annem gibi başarılı bir bilim kadını olma isteğim ile daha o yaşımda, yaşıtım kızlarla aramda uçurum kadar farklar oluşmaya başlamıştı. Onlar ilk sevgililerini edinmiş, yavaş yavaş cinselliklerini keşfetmeye başlamışken, ben deli gibi lise giriş sınavlarına çalışıyordum. Sonuç olarak, çok iyi bir fen lisesini birincilikle kazanmıştım.

Bu arada annem çalıştığı hastaneye yeni tayin olan başhekimle birlikte olmaya başlamış ve o yaz evlenme kararı almışlardı. Kerim amca 45 yaşında, yani annemden 4 yaş büyüktü. O da daha önce bir kez evlenmiş ve o evliliğinden üniversitede okuyan ikiz oğulları vardı. Annemin evliliği ve benim yeni okuluma başlamamla, yavaş yavaş hayatımın seyri de değişmeye başlamıştı. Okuduğum okulun kuralları gereği yatılı okumak zorundaydım. Başlarda her haftasonu anemi görmek için eve gidiyordum, ama dersler ağırlaşmaya başladıkça, git gide daha az gider olmuştum.

Yaz tatilinde, annemle her sene yaptığımız gibi Kuşadası’ndaki evimize tatile gitmiştik. Kerim amca da önce kendi oğullarıyla Marmaris’te tatil yapmış, sonra da bir haftalığına bize katılmıştı. Tatil dönüşü dişçi kontrolümde sonunda o tellerden kurtulacağımı öğrenmek bana müthiş bir hediye olmuştu. Böylece lisedeki ikinci yılıma tellerim olmadan başlamıştım. Bu arada ben her ne kadar o zamanlar hiç farkında olmasam da, ergenlik bana yaramış, resmen çirkin ördek yavrusundan kuğuya dönüşmeye başlamıştım. Artık tellerin olmadığı inci gibi bembeyaz dişlerim vardı. Bütün arkadaşlarımın aksine bir tane bile ergenlik sivilcem yoktu. Küçükken peynire benzettiğim soluk tenim, şimdi belirginleşmeye başlayan göğüslerim ve yavaş yavaş güzelliği ortaya çıkan popomla birleşince, gözlere bayram yaptıracak bir görüntü ortaya çıkartır olmuştu. Saçlarımın kıvır kıvır hali ise, uzayıp sırtıma doğru döküldükçe parıl parıl parlayarak, her yerde gözleri üzerime toplar olmuştu. Artık okul dışında ve ders çalışmadığım zamanlarda da gözlüklerimi takmıyor, onun yerine lenslerimi kullanıyordum. Sonuç olarak, 16 yaşımı doldurduğum yaz, bana bakan erkeklerin yanında güvende olamayacak kadar sexy bir çıtıra dönüştüğümden habersizdim.

Ertesi yaz da yine annemle birlikte yazlığa gitmiştik. Tatilimiz çok güzel geçiyor, anne kız birlikte çok eğleniyorduk. Bir gün öğleden sonra, annem yan komşumuz Selime teyzelere geçmiş, ben de arka bahçemizde, havuzun kenarında, şemsiyenin altında uyukluyordum. Site çok iyi korunduğu ve güvenlik şifresini bilmeyen kimsenin eve giremeyeceğini bildiğimden, bikinimin üstünü çıkarmıştım. Sadece küçücük turkuaz renkli bikini altımla, sere serpe yatmış, MP3-Çalarımdan müzik dinliyordum. Bir an garip bir hisle gözlerimi açmamla, yerimden sıçramam bir oldu. Karşımda iki tane adam, gözlerini dikmiş, yiyecek gibi bana bakıyorlardı. Şokun etkisi birkaç saniye sürmüş, öylece karşımda duran bu iki devasa adama bakakalmıştım. Neden sonra, yarı çıplak olduğumu hatırlayarak, yanımdaki Pareomu alıp, üzerime geçirdim. Pareo yere kadar uzanan bir yelek şeklindeydi ve ne yazık ki beyaz şeffaf kumaş vücudumu gizlemekten ziyade, çok daha da sexy görünmesini sağlıyordu. Ancak ben bunu anlayabilecek kadar cinsel konularda aydınlanmış değildim henüz.

Adamlardan, kaşında Piercing olanı, öne bir adım atıp, “Görmeyeli küçük kız kardeşimize neler olmuş böyle!” diyerek beni kucakladı. Kollarının arasında resmen ilkokul çocuğu gibi kalmıştım. Sert vücudu ve karnıma değen çok daha sert bir çıkıntı beni sersemletmiş, daha bir cevap veremeden, adamlardan diğeri, daha efendi görünümlü olan, onun yerini almış, beni kendi sertliğine bastırarak kucaklamıştı bile. Sanki özellikle önlerindeki sertliği hissetmemi ister gibiydiler. Üvey abilerimi (Evet, Ulaş ve Burak üvey abilerimdi ve annemle babaları evlendiğinden beri en fazla 3 veya 4 kez görmüştüm onları.) karşımda görmeyi beklemediğim gibi, böyle sıcak bir merhabalaşmayı hiç beklemiyordum.

İkisi de oldukça yakışıklı, boylu poslu ve oldukça yapılı erkeklerdi. Kerim amcanın anlattıklarından aklımda kaldığı kadarıyla, asla sevgili sıkıntısı çekmediklerini biliyordum. Ulaş fotoğrafçılık okumuş ve şimdi de ünlü bir moda dergisinde çalışmaya başlamıştı. Burak ise mimarlık okumuş ve bir arkadaşıyla birlikte kendi ofislerini açmışlardı. Bizimle hiçbir zaman Kuşadası’na gelmedikleri için, burada olmalarına çok şaşırmıştım. “Sizin burada ne işiniz var?” diye sordum. Burak yüzünde hiç inandırıcı olmayan sahte bir üzüntü ifadesiyle, “Yoksa minik kardeşimiz bizi gördüğüne sevinmedi mi?” diyerek takıldı bana. Yüzündeki ifade o kadar komik duruyordu ki, kendimi tutamayıp güldüm ve “Neden sevinmeyim, sevindim tabi! Ama şaşırdım, siz hiç gelmezdiniz de bizimle tatile, o yüzden!” diye geveledim.

Ulaş, “Babamın ısrarlarına çok daha önce boyun eğmeliydik!” diye mırıldandı. Ben ne demek istediğini sormak için dönüyordum ki, Burak, “Abiye hoş geldin öpücüğü yok mu?” diyerek beni kucakladı ve dudaklarımdan öpmeye başladı. Şaşkınlıktan hiçbir tepki verememiş, öylece kalakalmıştım. Ben beynimi toplamaya çalışırken, birden bir kucaktan diğer kucağa geçmiş, bu sefer Ulaş tarafından öpülüyordum. Onların ellerinde oyuncak bebekten farksızdım adeta. O kadar ufacık kalıyordum ki yanlarında, şaşkınlığımı atıp çırpınmaya başladığımda hissettiklerini bile sanmıyordum. İçerden annemin ve Kerim amcanın sesleri gelmeye başladığında, Ulaş halen dudaklarımdan öpüyor, Burak da sertliğini arkama yaslamış, saçlarımı yana alarak resmen ensemi emiyordu. Ben bir yandan çırpınıyor, bir yandan da bacaklarımın arasında oluşan sıcaklığın sebebini anlamaya çalışıyordum ki, bir anda kendimi havuzun içinde buldum.

Ağzımdan burnumdan sular çıkartarak kafamı sudan çıkardığımda, havuzun kenarında durmuşlar, kahkahalarla bana gülüyorlardı. Sinirden elim ayağım titriyordu. O anda sinirden tüm vücudumun kıpkırmızı kesildiğini adım gibi biliyordum. Tam ağzıma geleni saymaya başlayacakken, annemin ve Kerim amcanın hemen arkalarında olduğunu gördüm. Dilimin ucuna kadar gelen küfürleri yutarak, Kerim amcaya, “Hoş geldin!” dedim ve sinirle havuzdan çıkıp, havlu arama zahmetine girmeden koşa koşa kendimi odama attım. Ilık bir duş alınca biraz kendime gelmiştim. Duştan çıktığımda annem geldi odama. Bir yandan saçlarımı tararken, bir yandan da Kerim amcanın da kendisinin de büyük bir aile olarak birlikte daha fazla vakit geçirmek istediklerini, iki tane abimin olmasının onu ne kadar mutlu edeceğini, hiçbir zaman tek çocuk olmamı istemediğini, ama şartların öyle gerektirdiğini anlattı. Kerim amca da Ulaş ve Burak ile aynı konuşmayı yapmış ve onlar da bir kız kardeşleri olması fikrinden hoşlandıklarını, birlikte vakit geçirmekten memnun olacaklarını söylemişler. Sonuç olarak, annemi üzmek istemediğim için ve bu yaşananların muhtemelen aptalca bir eşşek şakasından ibaret olduğuna inanmak istememden dolayı, bu olayı büyütmemeye karar verdim ve anneme hiçbir şey anlatmadım.

Akşam hep birlikte şık bir restorana yemek yemeğe gittik. Üzerime beyaz üzerinde sarı puantiyeleri olan straplez elbisemi giymiş, ayağıma da beyaz düz sandaletlerimi giymiştim. Elbisenin etekleri dizimden bir karış falan yukarıda bitiyor, rüzgar estikçe uçuş uçuş dalgalanıyordu. Bu elbiseyi Kerim amca doğumgünü hediyesi olarak Yunanistan’dan getirmişti. O yüzden o akşam özellikle onu giymek istemiştim. Ama Ulaş’la Burak’ın yüzlerindeki ifadeyi görünce, geri dönüp kot pantolonumu giymek için büyük bir istek duymuştum. Yemek çok keyifli geçiyordu, Ulaş da, Burak da, bir sürü komik hikaye anlatarak hepimizi eğlendiriyor ve benim tedirginliğim de iyice kayboluyordu.

Bir ara birinin, “Müge!” diye seslendiğini duyup kafamı çevirdiğimde, eskiden yanımızdaki villada oturan arkadaşım Gökhan’ı gördüm. Sevinerek kalkıp yanına gittim. Boyunun uzaması ve hafif hafif çıkmaya başlayan sakallarını saymazsak, hiç değişmemişti. Eski günlerin özlemiyle sıkı sıkı sarıldık, ayak üstü biraz sohbet ettik. Ailesiyle birlikte yemek yediklerini, burdan çıkınca ortak bir arkadaşımızın çalıştığı kafeye gideceğini söyleyerek, beraber gitmek isteyip istemediğimi sordu. Ben de, “Olabilir, ama bir annemlere sorayım, başka planları var mı? Mesaj atarım sana!” diyerek telefonunu aldım. Masaya döndüğümde, az önceki eğlenceli havadan eser yoktu. Burak da, Ulaş da çıt çıkarmadan oturuyor, sinirle yemeklerini tırtıklıyorlardı. Annem ve Kerim amca ise hiçbir şeyin farkında değil, işle ilgili bir konuda konuşarak yemeklerini yiyorlardı. Ben anneme, eğer burdan sonra bir planları yoksa, arkadaşımla birlikte gidip gidemeyeceğimi sordum. Annem, Gökhan ile çok iyi anlaştığımızı ve uzun zamandır birbirimizi görmediğimizi bildiğinden kabul etti. Ben de Gökhan’a mesaj atarak, yemeğini bitirdiğinde çıkabileceğimizi söyledim.

O gece çok eğlendik, tüm eski arkadaşlar bir araya gelmiştik. Eve geldiğimde saat neredeyse 03:00’e geliyordu. Tatil bölgesi olduğu için bu saat hiç de anormal değildi aslında, ama annemler o akşam erken yatmışlardı. Evde tüm ışıklar kapalı olduğundan, ben de ses çıkarmamaya çalışarak odama çıktım. Odam annemin odasına çok uzaktı, çünkü yüksek sesle müzik dinlemeyi çok severdim ve o da kitap okurken, yada çalışırken rahatsız edilmek istemezdi. Sonuç olarak benim odamda top patlatsam da gürültüden rahatsız olup uyanmaları söz konusu değildi. Keyifle odama girip ışığı açmıştım ki, gülümsemem yüzümde donup kaldı. Üvey abilerim yatağıma uzanmış, beni bekliyorlardı. Üstelik üzerlerinde havuzda giydikleri şortlardan başka bir şey yoktu.

“Benim odamda ne arıyorsunuz?” diye çıkıştım, ama tek kelime etmediler, öylece bana bakıyorlardı. Ben tekrar, “Odamda ne işiniz var? Kendi odanıza gitsenize!” diye çıkıştım. Sabahki olay aklıma gelmiş, tekrar sinirlenmeye başlamıştım. Ulaş, “Buraya gel küçük kardeş, konuşup anlaşmamız gereken bazı konular var!” diyerek bileğimden tutup beni yatağa, yanlarına çekti. Ben, “Ne yapıyorsun, bırak beni!” diyerek debelenirken, Burak birden dudaklarıma yapışarak, neredeyse üstüme çıktı. Artık kımıldayamıyordum, üstelik ağzım da Burak’ın ağzı tarafından istila edilmişti. Nefes bile alamıyordum. Nefes almaya fırsat bulduğum kısacık bir an ağzımı açıp tam çığlık atacakken, dilini ağzımın içine sokmuş ve deli gibi öpmeye başlamıştı yeniden. Ben tekrar bacaklarımın arasında aynı sızıyı hissetmeye başlamış, ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. Islandığımı hissediyor ve bu yüzden utanıyordum. Halen takatsizce kurtulmaya çalışsam da, artık içten içe bitsin istemiyordum.

Burak dudaklarımı bırakarak, kulak mememi emmeye başlamıştı. Onun boşalttığı ağzımı ise anında Ulaş doldurmuş, dilimi yakalamış emiyordu. Artık debelenmeyi bırakmıştım. Görüşüm bulanıklaşmaya başlamış, aldığım hazla bilinçsizce inlemeye başlamıştım. Burak elbisemin yandaki fermuarını açarak aşağı doğru sıyırmıştı elbisemi. Göğüslerim henüz sütyen takmamı zorunlu kılacak kadar büyümediğinden, elbisenin sıyrılmasıyla limon büyüklüğündeki göğüslerim ortaya çıkmıştı. Burak hiç duraksamadan kendine en yakın olan göğsümü ağzına almış, aç bir çocuk gibi emmeye başlamıştı. Göğsümün tamamını ağzına alıyor ve deli gibi emiyordu. Hemen sonra Ulaş da dudaklarımı bırakıp, “Sabahtan beri bu anı bekliyorum!” diyerek diğer göğsüme ağzını dayadı. Ben zevkten çıldıracak hale gelmiş, sessiz sessiz inliyordum. Artık küçücük külotum sırılsıklam olmuştu. Amımın üstünde bir el hissettiğimde, ıslaklıktan utanarak bacaklarımı sıkı sıkı kapatıp, tekrar debelenmeye başlamıştım ki, Burak, “Küçüğüm, bırak seni mutlu edelim!” diye mırıldandı. Aynı anda bir el daha bacaklarımın arasına girerken, Ulaş da, “Ne olur karşı koyma artık, aklımızı kaçırmamızı mı istiyorsun?” diye mırıldandı. Dudakları boynumda ve kulak mememde geziniyordu.

O an benim için haz alma ihtiyacı öyle hayatiydi ki, daha fazla direnemedim. Bacaklarım iki yana ayrıldığı anda, bir el küçük külotumun içine girip amımı avuçlamıştı. Aynı anda elin sahibi olduğunu anladığım Ulaş inleyerek dudaklarıma yapışmıştı tekrar. Bense artık direnmek şöyle dursun, belimi kaldırarak amımı eline doğru bastırmaya çalışıyordum. Sonra ikisi de üstümden kalkıp, beni de ayağa kaldırdılar. Yüzüm aldığım hazla kızarmış, hafif terlemiştim. Elbisem belime kadar sıyrılmış, öpülmekten ve emilmekten kızarmış küçük memelerim dim dik duruyordum karşılarında. İkisi de yatağın kenarında oturmuş, aç gözlerle bana bakıyor, elleri memelerimde, belimde ve göbeğimde geziniyordu. Sonra elbiseyi yavaşça aşağıya çekerek, üzerimde sadece küçük külotumu bıraktılar. Bir süre bacaklarımı okşayıp, beni o şekilde seyrettiler, sonra yavaşça arkamı döndürdüler ve küçük ama diri götümü okşamaya başladılar külotumun üstünden. Ne yaptıklarını görmeye çalışıyordum. Külotum biraz götümün arasına sıkışmış, götümün yanakları yarı yarıya açıktaydı. Bir anda iki yanımda da iki ağzı hissetmemle zevkten neredeyse bayılacaktım. İkisi de usulca acıtmadan ısırmıştı götümün iki yanağını. Tenim iyice pembeleşmiş, her yanım cayır cayır yanıyordu. Neye ihtiyaç duyduğumu bilmesem de, o ihtiyaçla kıvranıyordum.

Sonra beni tekrar çevirip, külotumu yavaş yavaş sıyırdılar. Henüz tam olarak tüylenmemiş olsam da, o yaz başında annemle birlikte ağda yaptırmaya başlamıştım ve bebek gibi pürüzsüzdüm. Külodum çıkıp da, pürüzsüz pes pembe ve artık ıslaklıktan parlamakta olan amımı görmeleri ile, ikisi de inleyerek ellerini önlerine bastırdılar. Sanki birşeye engel olmaya çalışır gibi bir halleri vardı. Daha sonra öğrenecektim ki, o görüntüyle neredeyse heyecandan boşalacaklarmış. Benim dikkatli dikkatli ellerinin altındaki şeylere baktığımı anladıklarında, ayağa kalkıp bir çırpıda şortlarından kurtuldular. Kocaman, damarlı ve başları neredeyse morarmış yaraklarını ellerine aldıklarında, biran için öyle korkutmuşlardı ki beni, neredeyse dönüp kaçacaktım. Ama ikisi de usulca yanıma yaklaşıp, sıvazladıkları yaraklarına dokunmam için birer elimi alıp kavramamı sağladıklarında korkum biraz azalmıştı. Öyle sıcak ve sertlerdi ki, onlarda da hiç tüy yoktu.

Ben yaraklarını acemice tutup, usul usul sıkarken, her ikisi de acı çeker gibi inlemiş, hemen ardından da yaraklarının başından bir iki damla sıvı akmıştı. Canlarını yaktığımı güşünüp hemen bırakıvermiştim, ama tekrar ellerimi alıp üzerlerine bastırdılar. Ulaş, “Şu halimize bak prenses, yaraklarımız dokunuşun için ağlıyorlar, onları böyle mi bırakacaksın?” dedi. Burak da bir yandan kendini elime bastırırken, bir yandan da acı çeker gibi, “Bizi öldür ama bu halde bırakma kardeşim, senin için yanıyoruz!” dedi. Sözleri dokunuşları kadar etkiliyor, bacaklarımın arasından ılık ılık akan ıslaklığımı hissediyordum. Bu durum artık beni utandırmıyordu, ama amımdaki bu yangını nasıl söndüreceğimi bilemiyordum. Tereddütle yaraklarından ellerimi çekip, elimi amıma götürerek bastırdım ve utanarak, “Akıyor, durduramıyorum, hem de sızlıyor!” dedim. İhtiyaçtan ağlamaya başlamıştım ve gözlerimden akan yaşları görmesinler diye başımı yere eğmiştim. Ben daha cümlemi tamamlar tamamlamaz, ikisinden inlemeyle kükreme arası bir ses çıkmış ve beni yakalayıp yatağa sere serpe yatırmışlardı bile.

Bir yandan tüm vücudumu yalayıp öperlerken, bir yandan da zar zor anlayabildiğim şekilde bir şeyler mırıldanıyorlardı. “Bu nasıl bir güzellik! Bu nasıl bir masumiyet! Kokusu sarhoş ediyor!” diyorlardı. Sesler, eller ve ağızlar birbirine karışmış, kimin ne yaptığını algılayamaz olmuştum. Bacaklarım iki yana ayrılıp, sırıl sıklam amımı biri yalamaya ve emmeye başladığında gözümün önü kararmıştı. Resmen dünyayla bağlantım kesilmiş, kasılmaya ve titremeye başlamıştım. Ama haz içimde büyüdükçe büyümüş ve tüm sinir uçlarıma yayılmıştı. Sanki nefes almayı bırakmış, sadece titriyor ve bu inanılmaz olağan üstü zevki hissetmeye odaklanmıştım. İlk algıladığım şey, iki yanımda iki kulak mememi sanki dünyanın en güzel şekerini emer gibi emen iki ağız olmuştu. Ara ara kulağıma fısıldanan kelimeleri ise duyuyor, ama anlamlarını kavrayamıyordum. Beynim tamamen işlevden çıkmıştı sanki. Sonra birden ikisi de yok olmuş ve sarsılmaya başlamıştım.

“Nefes al aşkım! Bebeğim nefes al, geçti!” dediklerini anlamamla birlikte derin bir nefes almam da bir olmuştu. Ciğerlerim içime çektiğim hava değil de, sanki sıvı ateşmişçesine yanıyordu ve gözlerimden halen yaşlar süzülüyordu. Ama az önce yaşadığım haz öylesine sersemleticiydi ki, acı umurumda bile değildi o anda. Endişeyle yüzüme bakan iki çift göze dikkatle bakarak, “Az önce yıldızlara çıktım!” dedim. Ne dediğimin farkında bile değildim o anda. Daha önce buna benzer bir şeyi hiç yaşamamıştım. Cinsel konularda öyle tecrübesizdim ki, mastürbasyon bile yapmamıştım ve ilk deneyimimi böylesine mükemmel iki adamla birden yaşamak küçük bedenime fazla gelmişti. Benim bu sözümü duyduktan sonra, önce her ikisi de gözlerinin içi parlayarak gülümsemiş, hemen ardından inleyerek yaraklarını iki yanımdan kalçalarıma bastırıp, yüzlerini boynuma gömmüşlerdi.

Tüm acemiliğime rağmen, benim az önce ihtiyaç halinde hissettiğim acıyı onların da hissettiğini anlamış ve benim mutlu olduğum gibi onlar da mutlu olsunlar istemiştim. Evet, bilim kadını olmak isteyen biri olarak, insan bedenini bildiğimi sanıyordum, ama onlara nasıl zevk vereceğim konusunda en ufak bir fikrim yoktu aslında. Erkekler söz konusu olduğunda, her zaman son derece cahil olmuştum. Şimdiyse en ihtiyacım olduğu anda ne yapacağımı bilemiyordum. Sonunda içgüdülerime güvenerek, onların bana yaptığını, ben de onlara yapmaya karar verdim. Yerimden doğrulmaya kalkınca önce itiraz ettiler, her ikisi tekrar birer mememi ağızlarına alarak, tekrar bana zevk vermeye başlamışlardı. Ama sıra bendeydi bu sefer. Onların itirazlarına kulak asmayarak doğrulup, dizlerimin üzerine oturdum. İkisi iki yanımda hafif yan dönmüş şekilde yatıyorlardı. Yaraklarının başları artık morarmaya başlamıştı. Ellerimi öne uzatıp her ikisini de kavradım ve onların yaptığını gördüğüm şekilde sıvazlamaya başladım. Önce şaşırmışlardı, sonra ne yaptığımı anlayınca birbirlerine biraz daha yaklaşarak sırtüstü yatmışlardı. İki elimle ikisini de sıvazlamaya çalışıyordum, ama öyle irilerdi ki, her iki elimin de parmakları kavuşmuyordu.

Sonra onların bana yaptığı ve benim beynimi ızgaraya çeviren hareketi hatırlayıp gülümsedim. Öne eğilip, yavaşça önce birinin, sonra diğerinin yarağının başını öptüm. Bu hareketim istediğim sonucu vermiş, her ikisi de inleyerek yaraklarının diplerini tutup sıkmaya başlamışlardı. Neden kendilerini engellediklerini anlayamıyordum. Resmen benim yaşadığım o muhteşem patlamayı yaşamamak için sıkıyorlardı kendilerini. Ben kaşlarımı çatıp onlara bakınca, beni tutup tekrar sırtüstü yatağa yatırdılar ve bu sefer dizlerinin üzerine çıkan onlar olmuştu. Başımın iki yanında dizlerini olabildiğince iki yana açarak, yaraklarını dudağıma ve yüzüme sürmeye başladılar. Aynı anda, “Yala!” diye emrettiler bana. Neye uğradığımı şaşırmıştım, ama dediklerini yapmak için dilimi dışarı uzattım. Bir biri, bir diğeri yarağını ağzıma sürtüyor, dudaklarımı zorlayarak ağzımı açmamı sağlıyorlardı. Sonunda istediklerini yapıp ağzımı açtığımda, iri yaraklardan biri ağzıma girip çıkmaya başladı. Ucundan bir iki damla sıvı akıyor, ağzıma girip çıktıkça dilimin üstüne sürülüyordu. Tadını alınca, bacaklarımın arasındaki sızının tekrar dayanılmayacak noktaya geldiğini hissetmeye başladım. Hevesle daha fazlasını tadabilmek için, yarak ağzıma girdikçe dilimle etrafını yalamaya başladım.

Bu arada bacaklarım tekrar iki yana açılmış, biri tekrar amımı yalayıp yutmaya başlamıştı. Öylesine ıslanmıştım ki, vıcık vıcık sesleri duyabiliyordum, ama umurumda değildi o an. Sonra amımın dudakları arasında gezinen dil yavaşça deliğimin içini yoklamaya başladı. Hem korkuyordum, hem de ihtiyaçla kıvranıyordum. Kaçınılmaz acının geleceğini biliyordum, bu konuda okulda bir eğitim almıştık, ama orda anlatılan şeylerin burada aldığım zevkle uzaktan yakından alakası yoktu. Sonunda acıyla baş etmeye karar verdim, bu hazzı istiyordum, hatta daha fazlasını istiyordum. İlk defa bu kadar yaşadığımı hissediyordum. Amımdaki dudaklar uzaklaşıp, yerine daha sert bir şey sürtünmeye başladığı zaman, o anın geldiğini anlamıştım. Aynı anda ağzımdaki yarak da çıkmış, Burak tepemde, gözlerime bakarak, “Başta azıcık acıyacak prenses, ama söz, sonra yıldızların da ötesine çıkacağız seninle” dedi. Hiçbir şey söyleyemedim, sadece ‘Tamam!’ anlamında başımı salladım. Gözümden tekrar bir damla yaş süzüldü. Burak eğilip dudaklarıyla gözyaşımı yakaladı ve ağzını ağzıma kapadı. Delirmiş gibi öpüyor, dilimi ağzının içine çekip emiyordu. Zevk içinde aynı şiddetle karşılık verip, onu öpmeye başlamıştım. Öpüyor, dilini, dudaklarını emiyordum. Bu sırada Ulaş’ın yarağını amımın girişine sürtüp içime girmeye hazırlandığını hissediyor, bu bekleyiş beni daha da azdırıyordu.

Sonunda dudaklarımı bir saniye için dudaklarından ayırdığımda, Ulaş’a bakıp resmen yalvardım, “Ne olur sok artık!” diye. Benim ağzımdan çıkan cümleyle birlikte son kontrolünü de kaybeden Ulaş, yarağının başını amımdan içeri soktu. Olağanüstü hazla sırtım bükülüp inlerken, bir anda içimde birşeyler parçalanırcasına keskin bir acı hissettim. İnlemem dudaklarımın arasında kalmış, acıyla nefesim kesilmişti. Ulaş o anda durmuş ve içim tamamen onunla doluyken kıpırdamadan beklemeye başlamıştı. Burak da, “Şimdi bitecek aşkım, hepsi buydu, kasma kendini, nefes al, öp beni!” diyerek tekrar dudaklarıma yapışmıştı. Gerçekten de bir süre sonra acı yerini zevke bırakmaya başlamıştı. Şimdi hareket etme ihtiyacı hissediyor, içimdeki yarağı daha fazla hissedebilmek için çırpınıyordum. Kendimi Ulaş’a doğru ittiğimde, Ulaş mesajı almış ve o da yavaş yavaş hareket etmeye başlamıştı. İçimde tekrar aynı müthiş patlamanın yaşanacağını hissedebiliyordum. Gözlerim kararmaya başladığında inleyerek kendimi ona daha fazla yaklaştırmaya çalışıyordum.

Burak ise tekrar iri yarağını ağzıma dayamıştı, morarmış başından sızan sıvı dudaklarıma sürülüyordu. Öyle azmıştım ki, ne yaptığımın bile bilincinde değildim. Açlıktan ölmüş gibi Burak’ın yarağına saldırmış ve deli gibi emmeye başlamıştım. Bir yandan da iki elimle birden gövdesini sarıyor, kendime daha fazla yaklaştırmaya çalışıyordum. Elim taşaklarına değdiğinde, avuçlayıp hafif hafif sıkarak yoğurmaya başlamıştım. Tamamen içgüdüsel hareket ediyordum. Amıma girip çıkan Ulaş’ın iri yarağını karnımda hissederken, aynı anda da Burak’ın yarağını kana kana emiyordum. Burak kasılarak kendini geri çektiğinde, yarağının birazı ağzımdan çıktı. Ben de isyanla taşaklarına asılıp onu tekrar kendime çektim. Biberonuna yapışmış ve bırakmak istemeyen bebek gibiydim. Bu tadtan ayrılmak istemiyordum. Onun tadını aldıkça amımda hissettiğim sızı daha da artıyordu. Ulaş amıma hızlı hızlı girip çıkarken, ben artık kasıla kasıla, titreye titreye orgazm oluyordum. Tanrım, nasıl bir zevkti bu? Zevkten ölünebilseydi, o anda ölebilirdim.

Çok geçmeden Ulaş yarağını taşaklarına kadar amıma gömüp, döllerini ılık ılık içime akıtırken, aynı anda Burak da ağzımda patlamış, döllerini boğazımdan mideme yollamıştı. Kasılmalarımla birlikte, amım resmen Ulaş’ın sikini sağmaya ve içinde kalan ne varsa somurmaya başlamıştı. Ağzımla da aynını Burak’ın yarağına yapıyordum. Orgazm sarsıntılarım bitip de sonunda yeryüzüne indiğimde, halen Ulaş’ın yarağı amımda, Burak’ınki de ağzımdaydı. Yavaşça beni incitmeden çıkarlarken, benden de son bir zevk iniltisi çıktı. İkisi de nefes nefese iki yanıma yatıp, sıkı sıkıya bana sarılmış, biri bir mememi, diğeri öbür mememi avuçlamış, yüzlerini boynuma gömmüşlerdi…

Rehavetten gözlerim kapanmıştı. O halde ne kadar yattık bilmiyorum. Amımdaki tatlı sızıyı hissedip gözlerimi açtım. Şimdi de Burak sokuyordu yarağını amıma. Aynı anda da Ulaş kulak mememi emmeye başlamıştı. Boynuma acısız bir ısırık attı ve “Öyle daracık bir amın var ki, aklımı kaçıracaktım!” diyerek dudaklarıma yumuldu. Burak da amımdaki yarağıyla beni çıldırtmaya devam ederken, “Hele o ağzın! Böyle bir şeyi hiç yaşamamıştım. İliğimi kuruttun küçüğüm! Böylesine isteyerek, zevk alarak yarağımı emen biriyle hiç karşılaşmamıştım. Ölüyorum sandım bebeğim, uçurdun bizi. Biz deneyimlerimizi kullanarak seni kendimize köle etmeyi planlarken, sen bizi mahvettin!” dedi. Ulaş ise, “Artık senden ayrı kalmamız mümkün değil. Seni hergün hergece sikmezsek ölürüz. Sen bizimsin, anladın mı?” dedi.

Sözlerinden başım dönüyordu. Burak amımı hızlı hızlı sikerken, ben tekrar kasılmaya va sessiz çığlıklar atmaya başladım. Kaçıncıya orgazm olduğumu bilmiyordum. Her biri birbirinden muazzam orgazmlar yaşamıştım ve şuanda Burak’ın hızla pompalayan yarağıyla resmen işer gibi boşalıyor, neye uğradığımı şaşırıyordum. Burak amıma boşalırken, Ulaş çığlığımı dudaklarıyla engelleyip, beni derin derin öpüyordu. Burak boşaldığı halde yarağını amıma halen yavaş yavaş sokup çıkartmaya devam ediyor, sanki bırakmaya dayanamıyordu. Gözlerim tekrar kapanmak üzereyken, birinin kulağıma ısrarla aynı iki cümleyi söylediğini duyuyordum, ama kim olduğunu ayırd edemiyordum. “Bizim olduğunu söyle! Canımızın istediği zaman seni istediğimiz gibi sikebileceğimizi söyle!” diyordu.

Yorgunluktan uykuya dalmadan hemen önce, “Sizinim, sikin beni!” diyebildim sadece.

997 toplam görüntülenme, 4 bugün

Götümden sikip yırttı

Amatör Sex Hikayeleri, Anal Sex Hikayeleri, Azranın Yeri, Canlı Porno Hikayeleri, Ensest Hikayeler, Erotik Hikayeler, Evli Çift Hikayeler 30 Kasım 2023

Selam ben Dilek. Daha önceki hikayemde bir çiftle aramızda geçen sikişmeyi anlatmıştım. Şimdi de başka bir çiftle sikişmemizi yazmak istiyorum.

Kocamla haftasonunda akşam yemeğinden sonra bir gece klubüne eğlenmeye gitmiştik. Dans ediyor, oynuyorduk ve içkilerimizi yudumluyorduk. Ordan bir kadının kocamı kestiğini gördüm. Kocama çaktırmadan kadını şöyle baştan aşağı süzdüm, inceledim. Beyaz bir askılı tişört giymiş üstüne, altına da kırmızı dar bir mini etek, sarı saçlı, gayet hoş bir kadındı. İri göğüslü, omuzlarına kadar uzanan düz saçları, kalçaları ve bacakları gayet düzgün, sexi bir vücudu vardı. Sonra dans etmeye devam ettik. Bir ara kocama kadını göstererek, “Şu kadın deminden beri seni kesiyor, o kadını sikmek istermisin?” dedim. Kocam şok oldu, önce bana baktı, sonra da kadına baktı, “Güzel ve hoşmuş! İsterdim, ama olmaz! Kadın belki çok azgın birisi çıkar, bilemeyiz ki. Sen zaten azgınsın, o da azgın çıkarsa ikinize birden yetemem, sonra seni azmış halinle ihmal ederim, azgın olunca manyak gibi oluyorsun, çıldırıyorsun, bunu da bir sürtük için göze alamam! Ama evli bir çift olsalardı, ozaman farklı olurdu!” dedi. Sonra masamıza oturduk. Kadına bakıyordum, halen kocamı kesiyordu.

Bir ara ben lavaboya gitmem gerektiği için masadan kalktım. Lavaboya gittim, elimi yüzümü yıkadım, makyajımı tazeledim ve masaya dönmek için lavabodan çıktım. Yerime giderken o sürtüğe bakındım, bir baktım masada bir adamla oturuyordu. Vay orospu dedim içimden, bulmuş kendine bir adam. Adama baktım, gayet hoş ve karizmatik bir adam, turnayı gözünden vurmuş sürtük dedim. Sürtük benim kocama baktı baktı, sonunda bunun yanında karı var, ben boşa zaman kaybetmeyeyim dedi herhalde diye içimden geçirdim. Yanlarından geçerken çokta samimilerdi, demek adam karizmatik olduğu kadar da hızlıymış diye düşündüm. Kocamın yanına gittim oturdum ve kocama, “Senin sürtük çok karizmatik bir adam bulmuş, baksana!” dedim. Kocam da dönüp baktıktan sonra, “Harbiden sürtükmüş, gördün mü, iyi ki seni dinlememişim, değil mi?” dedi, gülüştük.

Nedense kendimi o sürtükle yanındaki adama bakmaktan alamıyordum. Bakarken de aklıma değişik değişik şeyler geliyor ve azıyordum. Amım tatlı tatlı karıncalanmaya başladığında, elimi kocamın önüne attım ve masanın altından başladım okşamaya. Kocamın siki hemen ayaklandı, zaten hep hazır kıta gibi anında hazır olur, iç çamaşırı da giymez, yaz kış demez, sadece pantolonu çeker çıkar dışarı. Fermuarını açıp sikini aldım elime, başladım oynamaya. Kocamın da hoşuna gitmeye başladı ve suratının şekli değişti. Ben de amımın ıslanmaya başladığını hissediyordum. Gözümü kapadım konsantre olmak için. Kocamdan hafif iniltiler geliyordu, iyice zevke gelmişti. Ben de onun iniltilerini duyarak kendimden geçiyordum. Amım artık sırılsıklamdı. Dayanamadım ve elimi eteğimin altından amıma atıp okşamaya başladım. 2-3 okşamaya kalmadan titreyerek Orgazm oldum…

Elim halen kocamın sikindeydi, oynuyordum. Derken kocam, “Ee ben de geliyorum, ne yapacağız şimdi, her yere akacak, rezil olacağız!” dedi, ama hissediyorum patlamamak için zor tutuyor kendini. “Dur!” dedim, yere sigara paketini attım, onu almaya çalışıyormuş gibi masanın altından kocamın sikini ağzıma aldım ve almamla bir volkan gibi ağzıma boşalmaya başladı. Hepsini yutmuştum, dölleri gırtlağımdan aşağı sıcak sıcak aktı mideme gitti. Kocamın masanın altına uzattığı peçeteyle ağzımı ve sikini temizledim ve sigarayı yerden aldım, doğruldum. Ama kocam daha çok azmıştı, “Bu bana yetmedi, sikim halen taş gibi sert, bu böyle olmayacak, hadi tuvalete gidelim!” dedi. Haklıydı, ben de aynı duygular içindeydim. Her an görülme ve yakalanma korkusu beni de azdırmış ve adrenelini artırmıştı. “Tamam, gidelim!” dedim. Kalkarken kafamı çevirdim ki, o kadın bize bakıyordu. Acaba bizi gördü mü, seyretti mi diye içimden geçirmedim değil valla. Biz tuvalete giderken de bizi izliyordu…

İlk ben girdim tuvalete, baktım içerde kimse yoktu, kocama, “Gel!” dedim. Geldi ve tuvalettin kapısını kapattı. Hemen eteğimi kaldırdı, tangamı kenara sıyırıp beni domaltarak, sikini amıma kanırttıra kanıttıra, yardıra yardıra sokmaya başladı. Hepsini köklediğinde derin bir, “Oohhh!” çekmiştim. Ve kocam başladı amıma pompalamaya. O amıma git gel yaptıkça, ben uçuyor, zevkten 4 köşe oluyordum, inliyor, hafiften çığlıklar atıyordum. Ben daha fazla dayanamayıp titreyerek boşalmaya başladım. Ama kocam halen amımı yırtarcasına beni sikmeye, amıma pompalamaya devam ediyordu. Derken tuvaletin dış kapısı açıldı. Kocam durdu ve kulağıma, “Birileri geldi, sus sesini çıkarma!” dedi. Ben de, “Sikini amımdan çıkarma, bırak içimde kalsın!” dedim. Az sonra bir kadın şarkı söyeleyerek yandaki tuavalete girdi, şırıl şırıl işedi ve lavaboda elini yıkayıp çıktı. Kocam da hemen tüm hızıyla beni sikmeye devam etti. Beni birkez daha boşalttıktan sonra, “Geliyorum!” dedi ve sikini amımdan çıkardı. Hemen döndüm ağzıma ağzıma aldım ve boşaldı. Döllerini yuttuktan sonra temizlendik, silindik, ağzmı çalkaladım, çıktık tuvaletten, yerimize doğru yürümeye başladık.

Tam yerimize oturduk ki, o kadın geldi, selam verdi, “Oturbailirmiyim? Ben Damla!” dedi. Ben şaşkın şaşkın bakarken elini uzattı. “Ben de Dilek!” dedim. Kadın, “Memnun oldum!” dedi. “Ben de!” dedim, ama hiçde memnun olmamıştım inanın. Bozuntuya vermedim ve istemeyerek kocamı tanıştırdım. Kadın gülümsedi, “Vay be, demek eşiniz! Ben de sevgilisiniz sanmıştım. Çünkü sanki yeni tanışmış, sexe aç gibi dans ediyordunuz!” dedi. Ben de, “Benim 15 yıllık eşimdir kendisi!” dedim. Damla hayretle, “Vayyy, bunca sene sonra bile bu sevgi, bu aşk, bu isteriklik, biribirinize doymamışlık, susuzluk! Böyle evli çiftler kaldı mı? Sizi tebrik ediyorum!” dedi ve arkasını dönüp, “Orda oturan da benim eşim, yani evlendik. Hep heyecan arayan tipleriz, değişiklikler yaparız. O bana karışmaz, ben de ona!” dedi. Kocam hemen lafa dalıp, “Bu nasıl evlilik? Böyle evlilik olur mu hiç?” dedi.

Ben de Damla’ya, Çağırın eşinizi de madem, gelsin tanışalım!” deyince, kocam bana ters ters baktı. Kadın ise kocasına el hareketiyle (Gel!) diye işaret etti ve bana dönüp, “Demin masanın altında ne yaptığınızı ve devamını tuvalette getirdiğinizi biliyorum. Siz de bizim gibi fantazi dolu renkli kişilere benziyorsunuz! Bu arada eşimin adı da Alp!” dedi. Alp geldi, tanışma faslından sonra birer içki söyledik, başladık sohbete. Damla hemen, “Masanın altında yaptıklarınız dikkatimi çok çekti, ama birşey göremedim, Alp’e de söyledim ne yaptığınızı, ikimiz de çok heyecanlandık, biz de çok fantaziler yaparız, ama siz bizi geçtiniz, biz okadarına cesaret edemedik şimdiye kadar!” dedi. Muhabbet böyle sexten başladı, hep sexten devam etti, saatler saatleri geçti ve Damla, “Hadi kalkın, bize gidiyoruz!” dedi. Kocamla birbirimize baktık ve “Tamam!” dedik. Hesabı ödeyip kalktık. Taksiye atlayıp doğru onların evine…

Üsküdarda bir apartmanın önünde durduk. Gayet nezih bir muhitti, temiz güzel bir bina, kocaman bir bahçeli girişi vardı. Girdik, çıktık yukarı. Damla dairelerinin kapısını açıp, “İşte bizim sıcak sex yuvamız!” diyerek buyur etti. Geçtik içeri. Damla, “Ben birer kahve yapayım da, kendimize gelelim!” dedi. Oturduk kahvelerimizi beklerken Alple sohbet muhabbet ediyorduk. Alp durmadan bana bakıyor, “Çok güzelsin, çok çekicisin, kocan çok şanslı, kıskandım kocanı!” deyip duruyor. Kocam da sinirden adamın üstüne atlayacak gibi bakıp, gözlerinden ateş fışkırıyordu, “Evet şanslıyım, ama senin karın da güzel, karınla ilgilensen, daha da sevsen, senin karın da çok çekici olur!” dedi.

O sırada Damla kahvelerle geldi. Üstünü de değişmiş, kırmızı tayt ve sarı bir atlet giymiş ki, tamamen şeffaf gibiydi. Amı götü tamamen piyasada ve göğüslerinin uçlarına kadar belli oluyordu. Kocama baktım, Damlayı o halde görür görmez çadırı kurmuştu ve bu sefer hiç saklamıyordu. Kocam Damlaya, “Çok sexi olmuşsun, üstündekileri de hiç giymeseydin bari, her yerin gözüküyor belli oluyor!” dedi. Damla da, “Hiç giymesem yanlış anlaşılırdı, hem sexi ve erotik olmazdı!” dedi. Alp de Damlaya, “Haklısın hayatım!” diyerek, kalkıp benim soluma doğru oturdu ve “Öyle değil mi Dilek?” dedi ve bana sarıldı. Ben şaşırmıştım, ama bu kadar iltifata, akşamdan beri bu kadar sex sohbetine ve benim orda yaptıklarımı bildikten sonra bu normaldi. Ve buraya sikişmek için gelmiştik. Tabi doğal olarak ilk hareketin de ondan gelmesi normaldi…

Damla da Alpten yüreklenerekten kocamın dizinin dibine oturdu ve kocamın önüne elini attı, “Çadırı kurmuşsun, kocaman gözüküyor!” diyerek avuçladı ve fermuarı açmaya başladı. O sırada Alp te benim göğüslerimi avuçlayarak, tişortümü çıkarıp sütyenimi çözdü ve göğüslerimi dışarı salar salmaz yalamaya, emmeye ve ısırmaya başladı. Ben kendimden yavaşca geçmeye başlamıştım bile. Elimi onun sikine attım, bayağı kalkmış olan sikini avuçlamaya başladım. Yan tarafa baktım, Damla bayağı hızlı çıkmıştı, kocamın sikini ağzına almış, saksoya başlamıştı bile. Ama ağzına sığmıyordu, arada ağzından çıkarıp, “Ne kadar büyükmüş bu!” diyerek tekrar ağzına sokuyor, tekar çıkarıp eline alıyor, Alp’e gösteriyor, “Gözün yarak görsün kocacım!” deyip tekrar ağzına alıyordu…

Ben de Alp’in (kocamın sikinden küçük olan) sikini çıkardığımda hemen yalamaya başlamıştım. O da eteğimin altından benim amımı kurcalamaya başlamış, okşuyor, avuçluyordu. Eteğimi ben çıkarıp attım, o da tangamı çıkardı ve “Sırıl sıklam olmuş, bu am yanıyor!” diyerek bacak arama yumuluverdi. Sulanmış amıma attığı dil darbeleri beni kendimden geçirmişti. Artık ben sarsılarak Orgazm oluyordum. “Alp yala zevk suyumu, ziyan etme pınarımı!” dedim. O da, “Hiç ziyan edermiyim, böyle sulu amcığı bulmuşum!” dedi. Amımın sularını da yaladıktan sonra üzerimizde kalan son parça giysileri de çıkardık, ikimiz de çırıl çıplaktık. Alpte her yerimi okşarken, ben de onun sikini yalıyordum halen. Sonunda Alp te, “Geliyorum!” diyerek ağzımdan çıkarıp göğüslerimin üstüne boşaldı…

Alp’in sıcak sıcak döllerini ben göğsüme yayarken, kocamın, Geliyorum Damla!” sesiyle kafamı çevirdim onlara baktım. Damla da kocamın sikini ağzından çıkarıp, “Ağzıma boşalt döllerini erkeğim!” diye kocaman açtı ağzını. Kocam da inleyerek boşaldı Damlanın ağzına. Damla kocamın döllerini yuttuktan sonra kocamı soydu. Kendi de taytını çıkarıp attı kenara ve kocamın daha dimdik bir füze gibi duran sikinin üstüne oturuverdi. Ben de, “Hadi Alp, seninkini de kaldırayım da, önce götümü sik, götüm kaşınıyor, kaşı götümü!” dedim ve Alpin sikini aldım ağzıma. Hazır duruma geldiğinde ben domaldım, Alp kalktı ve arkamda yerini aldı, götüme dayadı sikini. Zaten benim göt kocamın sikine alışık olduğundan, Alp’in sikini çar çabuk alıverdim götüme ve bir, Oohhhh!” çektim…

Bu sırada Damla çığlıklar atıyor, kocam onu susturmak için dudağını dudaklarıyla kapatıp, bağırmaması için uğraşıyordu. Komşular kalkacak gelecek şikayet edecekmiş falan, Damla’nın hiç umrunda değildi, çok zevk aldığı ve kocam tarafından çok iyi sikildiği her halinden belliydi. Ha bire kocamın yarağı üzerinde zıplıyor, kıvranıyor, kocamın kollarını sıkıyordu. Hem acı, hem de zevk aldığı anlaşılıyordu. Alp ise götüme pompalıyor ve beni zevkten uçuruyor, bir yandan da amımı okşuyor, beni daha da zevke getiriyordu. Ve ben tekrar Orgazm olduğumda, Alp te götümün içine döllerini boşaltmıştı bile. Dölleri götümden akıyor, bacaklarımın arasına süzülüyordu. Ama bu sefer Alpinki de inmemişti ve götümden çıkarıp, sikindeki dölleri biraz temizledikten sonra, kavrulan amıma sikini sürterek, “Sulanmış şeftaline sokacağım şimdi, hazır ol, uçuracağım seni!” diyordu…

Alp amıma sürterken bir anda amıma sert bir giriş yapmıştı ki, bu benim herzaman çok hoşuma giderdi, “Ohhhhh!” çektim. Alp’in sikini içimde tamamını hissetmek için bacaklarımı ve amımın kaslarını sıktım. Bu da Alp’in çok hoşuna gitmiş olacak ki inliyordu ve daha hızlı gidip gelmeye başlamıştı. Ben de onu gaza getirmek için amımın kaslarını ve bacaklarımı arada sımsıkı sıkıp yine bırakıyor ve “Kökle Alp, kökle!” diye inliyordum. Bir ara göğüslerimde bir el hissettim, baktım bu Damla idi. Göğüslerimi sıkarken, bana, “Kız Dilek, senin bu kocan ne güzel sikiyor, kaç defa boşaldığımı bilmiyorum, ama kocanın yarağı içimde halen taş gibi! Alp nasıl sikiyor, iyi mi?” dedi. “Evet, iyi sikiyor!” dedim Alp’i rencide etmemek için (Öyle soru sorulur mu bu ortamda, adamın şevkini mi kıralım?). Alp te, (İyi sikiyor!) lafımı duyunca, daha bir gayretle pompalıyordu ve ben de harika bir Orgazm yaşıyordum.

Kocam da Damlayı sikerken nihayet, “Geliyorum!” deyince, Damla, “Ben de tekrar geliyorum, hadi beraber boşalalım! İçime boşal! Sıcak sıcak istiyorum döllerini içime!” dedi ve ikisi birden inlemeye başladılar. O sırada onlara inat yaparmışım gibi, “Ben de geliyorum Alp! Sen de benim içime boşal hadi sikicim!” dedim. Ve hakikaten de 4 kişi birden boşalmıştık. Her tarafımız döllerden yapış yapış olmuştu…

Biraz soluklandıktan sonra Damla, “Hadi temizlenelim, sıra Tostlarda Dilekciğim, Tost yiyeceğiz!” dedi. Damla ile banyoya gidip duş aldık geldik, sonra da kocalarımız sırayla gidip duşlarını aldılar. Damla, “Dilekciğim sen misafirsin, önce seni Tost yapsınlar, sonra da beni!” dedi. “Tamam!” dedim. Damla hemen kocamın yanına gitti, kocamın sikini yalamaya başladı. Ağzına sığmadığı halde sığdırmaya çalışıyor, hepsini ağzına almaya çalışıyordu. Ben de Alpin sikini aldım ağzıma, başladık Tost için ön hazırlıklara. Az sonra ikisinin de sikleri hazırdı….

Ben, kim hangi deliğime sokacak gibisinden bakarken, Alp, “Götüne ben sokacam Dileğin!” dedi. Kocam yere uzandı, ben de bir çırpıda hasret kaldığım yarağı yemek için amımı hedefleyerek üstüne oturmaya başladım. Herzamanki gibi kocamın siki kanırttıra kanırttıra, yara yara amıma girdi ve derin bir “Oohhhhh!” çektim. Alp te arkamda dizinin üstüne çökerek, yavaşça götüme girdi. Hep hayallerimdeki Tostu bir kere daha yiyordum. Kocam alttan amımı, Alp üstten götümü sikmeye ve pompalamaya başladıklarında ben çığlıklar atıyordum. Damla da bazen benim göğüslerimi mıncıklıyordu, bazen de kocalarımızın taşaklarını ağzına alıyordu. Onlar da amıma götüme gittikçe seri çalışıyorlar, beni bulutların üzerine çıkarıyorlardı. Ben ardı ardına Orgazmlar olurken, habire pompalıyorlardı….

Alp daha fazla dayanamayarak boşaldı ve çıktı götümden. Damla da hemen götümü yalamaya başladıGötümden akan Alpin döllerini yalayıp yuttuktan sonra da, kocamın taşaklarını yalıyordu. Arada bir benim amıma da dil darbeleri atıyor, yarılmış amcığımdan akan suları içiyordu. Derken kocam, “Geliyorum!” diyerek, amıma tazyikli bir şekilde boşalmaya başladı. Boşalırken sikinin damarlarının genişlediğini içimde hissediyordum resmen. Ben artık tükenmiştim, belki 8-9 defa boşalmıştım, amım götüm kıpkırmızydı ve bacaklarımın arasından döller süzülüyordu. Ama kocalarımızın işi daha bitmemişti, bir de Damla’yı tost yapacaklardı. Damla da sabırsızlanıyordu, heyecandan yerinde duramıyordu orospu.

Ben bir kez daha duş alıp geldiğimde, Damla her ikisinin de siklerini hazırlamaya başlamıştı bile. Sırayla birinin sikini ağzına alırken, ötekinin sikini eliyle sıvazlıyordu. Kocamın siki dikilmeye başlamıştı, ama Alp’inki bir türlü kalkmıyordu, küçük Alp ölmüştü dirilmiyordu bir türlü. Damla gülerek, “Kocacığım ben Tost olmadan sakın tutukluk yapmasın, valla intikam olsun diye götüne Vibratörü sokarım görürsün günü!” deyince gülüştük. Damlaya, “Merak etme ben şimdi kaldırırım onu!” dedim ve yanaştım Alp’in sikine, emmeye yalamaya başladım. Azdırmak için de, “Hadi Alp, beni sikip inlettiğin gibi, şu orospu karını sik de aklı başına gelsin, Tost nasıl olunurmuş anlasın! Yırt orospunun amını, kocam zaten götünü yırtacak, o koca siki göte almak kolay değil, hele ki alışık değilse! Hadi sikicim, hadi erkeğim, karını Tost yaptıktan sonra, sen bu yarakla beni bile bir daha siker, amımın ateşini söndürüsün!” deyince, siki kalkmaya başladı. Taşaklarını da emiyordum ki, siki taş gibi oldu. Ve Alp te hazırdı artık.

Damla görünce, “Ohh be, biran çok korktum Tost olamıyacağım diye! Hemen uzan Alp, oturayım seninki sönmeden, 2 yarrağı da içimde hissedeyim!” dedi. Alp uzanınca, Damla hemen üstüne çıktı ve bir çırpıda amına alıverdi Alp’in sikini. Öne eğilerek götünü kaldırdı ve “Sıra şimdi esas oğlanda!” dedi. Damla acele ediyordu Alp’inki inmesin diye, biryandan da heyecandan titriyordu. Ve sonunda Damla için beklenen an gelmişti. Kocam da arkasında diz çökerek yerini aldı ve Damlanın götünün yanaklarını ayırarak sikine doğru çekti. Ben kocamın sikini tuttum, kolay girsin diye biraz yalayıp ıslattım ve Damlanın götüne hedefledim. “Yavaş sok!” dedim. Ben biliyordum nede olsa girerken ne acı verdiğini, alışmış olsam da. Kocam hafiften zorlayınca, Damla acıyla bağırdıBen hemen Damlaya, “Bu böyle girmez, krem var mı?” dedim. “Çekmecede vazelin var!” dedi. Vazelini getirdim sürdüm götüne, parmağımı da içine soktum, deliğin içini de iyicene yağladım. Kocamın yarağına da biraz sürdüm, tekrar hedefleyip, “Hadi!” dedim…

Kocam bastırınca yarağının kafası Damlanın göte girdi, ama Damla acıyla bağırıyordu. Kocam, “Damlacığım, istersen vaz geçelim, götün yırtılacak!” dedi. Damla da, “Devam et! Bırak yırtılsın, sok artık şunu götüme, içimde hissetmek istiyorum!” dedi. Kocam da iyice zorladı ve biraz daha soktu. Ama daha tam girmemişti. Ben Damlanın götünden kanların sızdığını gördüm ve kocama, “Çıkar, yırttın, kadının götü kanıyor!” dedim. Damla müdahele etti, “Çıkarmaaa! Bırak kanasın, her zaman nerden bulacam bu yarrağı, yırt götümü, ama yeter ki artık sok!” dedi. Kocam da, “Pekala!” dedi ve kökledi. Ama ne köklemek! Damlanın acıdan gözlerinden yaş gelmişti. Nefes alamıyordu orospu, amam halen vazgeçmeyip, “Aldım işte, hadi pompala artık! Sikin beni erkeklerim!” diye bağırıyordu…

Ve pompalamaya başladılar. Bir süre sonra Damlanın acıyla bağırtıları inlemelere dönüştü. Zevk almaya başladığı anlaşılıyordu. Onlar Damlayı Tost halinde sikerlerken, ben de izliyordum. Özellikle Damlayı seyrediyor, ondaki cesareti, bu isteği gördükçe ona gıpta ile bakıyordum. Doğrusu hoşuma gidiyordu. Kocam başka bir kadını sikiyor, hem de tost yapıyor, ben de seyrediyordum, ne güzel zevkti. Ama çok geçmeden Alp bağırarak Damlanın amına boşaldı ve siki amından pırttı çıktı. Alp şimdi Damlanın altında yatak vazifesi yapıyordu ve kocam Damlanın götünü sikmeye devam ediyordu. Kocam bu gece nerden baksan 5-6 kere boşalmıştı, ama halen bitmez tükenmez bir enerji vardı. Ne iyi seçim yapmışım da onunla evlenmişim diye düşünürken, ben de amımı okşuyor kendimi tatmin ediyordum. Alp te olduğu yerde, kocam her köklediğinde sallanan Damlanın göğüslerini seyrediyordu. Belli ki Damlanın zevk alması onun da hoşuna gidiyordu….

Ben de bu arada kendi kendimi okşayarak tekrar boşalmıştım. Damlaya baktım, gözleri kaymış, götüne kocamın yarrağı girip çıktıkça ıhılıyordu sadece. Merak ettim, elimi amına attım yokladım, daha boşalmamıştı. Amına parmaklarımı sokup çıkarmaya başlayınca, orospu yüksek sesle inlemeye başladı ve “Ohhh, çok güzel, daha hızlı yap!” dedi. Ben amını parmaklamayı hızlandırınca çığlıklar atarak Orgazm oldu. Bir tek kocam boşalmamıştı daha, onun da taşaklarını okşamaya başladım. Kocam nihayet, “Geliyorum!” diye bağırdı. Damla hemen, “Çıkma sakın, hepsini götüme boşalt!” dedi ve kocam da götüne boşaldı. Kocam Damlanın götünden yarağını çıkaracağı zaman, Damla, “Çıkma, çıkma! Bırak orda kalsın küçülene kadar!” deyip, bu sefer kendisi götünü ileri geri yaparak kocamın yarağına gidip gelmeye başladı. Anlaşılan kocamın yarağını götten yemeye alışmış ve zevk alıyordu…

Sonunda kocamın yarağı küçülünce çıkardı Damlanın götünden. Alp halen Damlanın altında yattığından, son manzarayı göremedi tabii: Damlanın kocaman açılmış göt deliği yavaş yavaş kapanırken izlemek müthiş zevkliydi. Kocamla banyoya gittik, adam akıllı bir duş aldık. Artık evimize gitmenin zamanı gelmişti. Birbirimize teşekkür ederek ayrıldık ordan 🙂

53 toplam görüntülenme, 1 bugün

Ablam sömürdü resmen beni

Ensest Hikayeler, Erotik Hikayeler, Evli Çift Hikayeler 30 Kasım 2023

Ellerimi Kullanamadan Elvan Ablayla Sikiştik! (Engin 18 Y., İstanbul)

Selam 31 severler. Evde aksi bir kazayla başlayan, fakat sonu harika biten bir sikişme hikayemi paylaşmak istiyorum. Bizim oturduğumuz sokakta çapraz apartmanın bodrum katında oturan karı koca bir komşumuz vardı. Bu komşumuz 1 yıl önce köylerinden gelmişlerdi İstanbul’a. Ben kadını ilk gördüğümde, (İşte! Köylü güzeli dedikleri bu olsa gerek!) demiştim. Kadının adı Elvan, boy 1.65 falan, yaşı en fazla 30, memeler birer füze sanki yırtıp çıkacak üstündekileri, kalçalar dolgun mu dolgun, kadın tam türbanlı değildi de, ama başı hep tülbentle yarım örtülüydü. Ben hasta olmuştum onu görünce, yarağım kazık gibi olmuştu. Hatta taşınırlarken yardım bile etmiştim onlara, sırf Elvan ablaya biraz yaklaşmak için.

Elvan abla mahallede bazı apartmanların merdivenlerini siliyordu, bizim apartmanı da o temizliyordu. Annemle de araları iyiydi, bazen sohbet ederlerdi, ayak üstü apartmanın içinde, bazen de annem eve davet ederdi, öyle konuşurlardı. Derken 5 ay önce bu kadının kocası bir kavgaya karışmış ve adam öldürmeye teşebbüsten 8 yıl hapis cezası ile yargılanacaktı, cezası tam belli değildi. Yine bizim apartmanı sildiği bir gün, annem yine eve çağırdı 5 dakika. Annem, “Ne oldu kızım ya? Tanrı sabır versin, ne yapacaksın şimdi tek başına?” falan dedi. Elvan abla da, “Ne yapayım abla, kocam çok ceza alırsa köye baba evine dönerim, az ceza alırsa ne yapayım, dayanırım…” dedi.

Sonra kocasının cezası belli oldu, 3 sene yatacaktı hapiste. Elvan abla köye gitmedi, temizlik, ev işleri falan geçiniyordu tek başına. Bizim sokaktaki kadınlar da sahip çıkmıştı, ona kimse sataşmıyor, yan gözle falan bakmıyordu. Bu arada Elvan abla beni 3-4 defa ben parkta sevgilimle öpüşürken gördü. Bir defa da evde kimse yokken eve getirmiştim kızı, çatır çatır sikmiştim. O gün de Elvan ablanın temizlik günüymüş. Kapı zili çaldı, ben kapıyı yarım açtım, sikim de kalkık zaten. Ben kapıyı açınca direk sikime baktı, “Şeyyy, ben, annen…” falan bir şeyler saçmaladı. “Annem evde yok!” dedim nazikçe, kapıyı kapatıp, doğruca sevgilimi sikmeye içeri gittim.

2 hafta sonra evde ben bir kaza geçirdim, çay yaparken çaydanlığın alt kısmının kulpu çıkınca, ben de refleks olarak çaydanlığı tutmaya çalıştım ve 2 elim de yandı. Eczaneye gidip ilk müdahaleyi yaptırdım, sonra doktora. Ellerim 1 ay sargıda kalacaktı. Zaten sevgilimden de ayrılmıştım, canım sıkkın evde oturuyorum. Azgınlığım da tavan yapmış, sikim sürekli kalkıyor, ama ellerim sargılı olduğundan 31 çekemiyorum. Kendi kendime, (Lan ben ne bok yiyeceğim 1 ay, duvara mı sürteceğim?) diyordum. 15 gün geçmişti ellerim yanalı. Yeniden doktora gösterdim, daha iyileşmediğini, en az 3 hafta daha sargıda kalması gerektiğini söyledi. Tabi benim moral alt üst oldu. Yine 31’siz ev hapsi başladı benim için.

Fakat o hafta içi Salı günü öğlene doğru zil çaldı, kapıyı zar zor kolumla açtım. Baktım Elvan abla, “Şu kovaya temiz su isteyecektim…” dedi, ama ellerimi sargılı görünce, “Canım ne oldu ellerine böyle? Annenden duydum ama bu kadar kötü olduğunu bilmiyordum!” dedi. Ben de, “İçeri geç suyu sen al Elvan abla, ben birşey tutamıyorum!” dedim. Elvan abla içeri girdi, banyoya doğru gitti, ben de peşinden gidiyordum. Aman Tanrım! O nasıl kalçalar öyle! Bir de domaldı önümde kovayı doldururken! Sikim bir kalktı, resmen kazık. Ben dalmışım bakıyorum götüne, birden Elvan abla arkasına dönünce, benim kalkık sikimle yüz yüze geldi. Gözleri nasıl büyüdü! Ben de utandığım için hemen arkamı döndüm, salona doğru yürüdüm…

Elvan abla da arkamdan salona geldi ve “Karnın aç mı? Annen de yok evde, birşeyler hazırlayayım sana…” dedi. Ben de gerçekten acıkmıştım, üstelik annem de akşam gelecekti. “Açım, ama hazırlamak yetmez, ben ellerimi kullanamıyorum, birinin yedirmesi lazım.” dedim. Elvan abla, “Hazırlarım da, yediririm de, seni bırakmam böyle!” dedi. Ama gözü sürekli kalkık sikimde.

Elvan abla mutfağa gitti, bir sandviçle, bir bardak meyve suyu getirdi. Bana iyice yaklaştı ve bana yedirmeye başladı. Ama benim gözler bu sefer memelerine kaydı Elvan ablanın. Kadının hemen dibimde memelerinin arası olduğu gibi gözlerimin önünde, sikim daha beter kalktı, eşofmanın altından kalp gibi atıyor. Ben sikime bakınca her atmasında hareket ettiğini görüyordum. Elvan abla da gözünü sikimden alamıyordu. Derken meyve suyunu içirirken üstüme döktü ve “Eyvah, ne olacak şimdi?” dedi. Ben de, “Birşey olmaz, akşam değişirim annemler gelince.” dedim. Elvan abla, “Olur mu böyle akşama kadar, ben yardım ederim, değişirsin şimdi!” dedi. Benim odama gittik…

Dolaptan bana temiz alt eşofman ve bir tişört çıkarttı. Sonra, “Donların nerede?” deyince, ben iyice tahrik oldum. Yerini gösterdim, bana bir de boxer çıkarttı ve “Hadi değişelim üstünü!” dedi. Tişörtümü çıkartmaya başlayınca ben delirmeye başladım. Sonra da bana ayağa kalkmamı söyledi ve eşofmanımı indirmeye başladı. Ama ön taraf, sikim kalkık olduğundan inmiyordu. Elvan abla sonunda dayanamadı ve “Bu ne yaa, eve girdiğimden beri bu böyle!” diyerek, sikimi hafif yukarı itip eşofmanı çıkarttı. Ama bu seferde sikim yukarı doğru baktığından boxerımın bel tarafından kafası ve bir kısmı dışarı çıkınca, Elvan abla dondu kaldı, nefes alışverişleri değişti. Sonra da boxerımı yanlardan aşağı indirince, benim sikim tüm ihtişamıyla meydana çıktı…

Elvan abla da eminim zor tutuyordu kendini. Kocası hapiste olduğundan, onun da amına kaç aydır yarak girmiyordu. Hafif titrek sesle, “Terden yapış yapış olmuşsun, nemli bezle silmek lazım!” dedi ve içeri gitti. Bir nemli bezle geldi ve bezi vücuduma sürdüğü anda benim sikim tak tak atmaya başladı. Sonra bacağımı silerken kolu sikime çarpmaya başladı ve bana, “Engin, kaç gün oldu elin yanalı?” dedi. “17 gün.” dedim. Elvan abla da gülerek, “O yüzden senin yaramaz böyle, tabi hiç bir şey yapamıyorsun da…” dedi. Ben de, “Nasıl yapayım, bir şey tutamıyorum ki!” dedim. “Kız arkadaşın yardımcı olsa…” dedi. “Ayrıldık!” dedim. Biraz durakladı, “Ben sana yardımcı olacağım, ama sen de bana yardımcı olacaksın! Tamam mı?” dedi. “Nasıl?” dedim…

“Kocam hapiste biliyorsun, benim canım da çok istiyor, sen de zor durumdasın, birbirimize yardımcı olacağız, tamam mı?” deyince, ben hemen, “Tamam, ne olur başla, delireceğim şimdi!” dedim. Elvan abla birden sikime bir yapıştı, başladı sikimi yalamaya, bir yandan da 31 çektiriyor. Ben dayanamadım ve 1 dakika sonra, “Geliyorum!” dedim. Öyle şiddetli boşaldım ki ağzına, spermlerim ağzına doldu taştı, sikim elinde hakim olamadığı itfaiye hortumu gibi, sağa sola fışkırıyordu döllerim. Halı, yatak, duvar, Elvan ablanın yüzü, üstü başı… her yer döl oldu. Eee, dile kolay, tam 17 gündür 31 çekemiyordum ve yanardağ gibi patlamıştım…

Sikim Elvan ablanın elinde dimdik duruyordu halen, “Sen rahatladın, şimdi rahatlama sırası bende!” dedi ve komple soyundu. Tanrım! O ne biçim güzellik öyle! Sikim yine başladı kalp gibi atmaya. O da felaket azmıştı, amını hemen sikime hizalayıp, üstüne oturmaya başladı, fakat zor giriyordu. Ahhlaya, Ohhlaya hepsini aldı içine ve başladı zıplamaya. Nasıl zıplıyor ama! Her zıplayışında benim kasıklarım acıyordu. O zıplarken benim sikim de amına saplanıp duruyordu. 2 dakika ya geçti ya geçmedi, bu iyice hızlandı ve titremeye, ardından öyle şiddetli boşalmaya başladı ki, ben de dayanamadım onun o hallerine ve içine şiddetli biçimde tekrar boşalmaya başladım…

Normalde 2. boşalmalarım ilkine göre fazla şiddetli olmazdı, ama kaç gündür hiç bir şey yapamadığımdan, 2. boşalmam da şiddetliydi. Elvan abla ile boşalmalarımız bitince üstüme yattı ve “Ben daha kötü durumdayım, tam 5 ay oldu bu am yaraksız!” dedi. Sonra da sırtüstü yanıma uzandı. Ben Elvan ablanın vücudunu izlemeye başlayonca sikim de tekrar kalkmaya başladı. Memelerini yalamaya başladım ve “Hastayım senin bu memelerine!” dedim, hafif dişleye dişleye emiyordum. Üzerine doğru doğruldum ve amına doğru sikimi getirdim, sokmaya çalışıyordum, ama deliği tutturamadığım için girmiyordu, ellerimi de kullanamıyorum. Elvan ablanın sikimin kafasını amının deliğine yerleştirmesiyle, bir seferde köküne kadar soktum ve Elvan abladan derin bir, “Ohhhhh!” geldi…

Ve ben girip çıkmaya başladım. Amına dibine kadar sokup, dışarı çıkartıp, tekrar sokuyordum. Yani her seferinde (başı hariç) komple çıkarıp komple sokuyordum. Elvan abla da altımda şuursuzca kıvranıydu. Dirseklerimi yatağa koydum ve ellerimi yatağa uzattım. Hem öpüşüyor, hem memelerini, boynunu emiyordum, bir yandan da alttan, ‘Çat çat’ vuruyordum. 15 dakika falan böyle geçti, Elvan abla altımda 1 defa daha orgazm olmuştu ve 2. orgazmına hazırlanıyordu. Benim de boşalmam yaklaşıyordu artık. Sikim iyice büyüdü amının içinde ve boşalmaya başladım tekrar. Elvan abla da kendini bana vura vura boşalıyordu. Bu sefer de ben onun üzerine yığıldım ve 5 dakika öyle kaldık…

Elvan abla gülerek, “İyi ki ellerini kullanamıyorsun, bir de kullansan elinden kurtulamayacağım, haşatımı çıkaracaksın!” dedi. Sonra beni banyoya götürdü, kendi de girdi yanıma. 1 defa da orada pompaladım amına. Elvan abla beni ellerimi ıslatmadan yıkadı, elbiselerimi giydirdi, odayı da temizledi ve bana, “Ellerin iyileştikten sonra da, kocam çıkana kadar bana yardımcı olacaksın, anlaştık mı?” dedi. Ben de, “Canıma minnet, sen istedikten sonra ben herzaman hazırım!” dedim.

Bazen bizim evde, bazen de Elvan abla beni gece evine alıyor ve rahat rahat sikişiyoruz, kimse farkında değil. Artık ellerimi de kullanabiliyorum ve Elvan abla bu durumdan çok memnun. Kocası hapisten çıkana kadar sikişe devammm :))

77 toplam görüntülenme, 0 bugün

Bu kadarını beklemiyordum

Aldatma Hikayeleri, Amatör Sex Hikayeleri, Anal Sex Hikayeleri, Azranın Yeri, Canlı Porno Hikayeleri, Ensest Hikayeler, Erotik Hikayeler, Evli Çift Hikayeler 30 Kasım 2023

Selam ben Dilek, 37 yaşında, 13 yıllık evli, 2 çocuklu bir kadınım. Kocam iyi bir insan, onu çok seviyorum, kocam da beni çok sever. Yatakta da uyumlu bir çiftiz. Hemen hemen her gece sikişiriz ve her sikişmemizde kendisi 2 defa boşalırken, beni de en az 5-6 kez orgazm eder. Çok ve renkli fantazilerimiz vardır ve aklımıza gelen fantazileri gerçekleştiririz. Yatakta sikiş esnasında acaip azdırıcı şeyler konuşuruz, küfürlü falan. Ve sikişmemiz daha kaliteli ve mükemmel olur.

Bundan 3 sene önce Erdeğe tatile gitmiştik. Denize giriyorduk, çocuklarla plajda oturup oyunlar oynuyorduk. Bazen de deniz sakinken, fantazimiz olduğu için denizin içinde sikişiyorduk. Yine bir gün sahilde güneşleniyorduk. Devamlı aynı yere gittiğimiz için, sahilde aşağı yukarı hep aynı kişiler vardı. Yanımızda getirdiğimiz, benim yaptığım böreklerden yerken, kocam, yakımızda oturan ailenin çocuğunun bize baktığını gördü ve bir börekte çocuğa uzattı. Ama çocuk almak istemedi. Derken annesi yattığı yerden kalktı ve “Oğlum ne yapıyorsun sen? Amcayı rahatsız etme!” dedi. Ben de hemen, “Yok ne rahatsızlığı, çocuk bu, canı çekmiştir diye kocam çocuğa börek veriyordu.” dedim. Kadın, “Tamam ozaman, amcanın verdiği böreği al, ama bir daha rahatsız etme!” dedi. Kocam da çocuğa, “Olur mu, istersen yine gel al!” dedi. Kadın çocuğun elinden tutup götürdü. O sırada kadının kocası da bize bakıyor, dinliyordu. O da teşekkür etti…

Sonra biz denize girdik, bizim çocuklar kumlarla oynuyordu. Denizden çıktığımızda, baktık o börek verdiğimiz çocukla annesi de kumla oynuyorlardı. Ben de yanlarına oturdum, kadınla tanıştım. Kadının adı Serpilmiş. Kocam da kadınla oturuyorum diye havlu getirdi, sırtıma doladı, sonra şezlonga gidip uzandı. Biz çocuklarla biraz oynadıktan sonra, ben kalktım kumlardan temizlenmek için denize doğru yöneldim. Serpil de, “Bekle Dilek, ben de geleyim!” dedi, beraber denize girdik. Denizde temizlenip çıktık, Serpil kocasının yanına gitti, ben de kocamın yanına geldim uzandım. Biraz sonra Serpilin kocası dondurma almış gelmiş, çocuklara ve bize verdi. O sayede onnla da tanıştık, adı Burak imiş. Sohbet filan derken, Serpil de geldi, hep birlikte konuşmaya başladık. Onlar da İstanbuldan gelmişler.

Artık akşam olmaya başlamıştı, saat 20:00 civarı idi. Bu arada ben Burağı bayağı süzmüştüm, adam hoşuma gitmişti. Burağın bakışlarından, onun da benden hoşlandığı belliydi. Kalkarken, “Akşam beraber yemek yiyelim!” dediler. Biz de, “Olur!” dedik ve buluşmak için sözleştikten sonra evlere doğru yola çıktık. Evde duşumuzu yaptık, giyindik, kuşandık ve çocukları yatırdıktan sonra, saat 22:00 gibi dedikleri yerde buluştuk. Güzel bir restoranda oturduk, yemek yedik, sohbet muhabbet ettik. Sonra kalktık bir Cafeye gittik birşeyler içtik, sonra vedalaştık…

Ertesi gün denize gittik, onlar da geldiler, yine sohbet muhabbet. Arada denize girip çıktık. Ama adam hep bana bakıp, beni tepeden tırnağa süzüyordu. Serpili de kocamı süzerken birkaç defa gördüm. Dikkatimi çekti, yürüken, oturuken, uzanırken, Serpil hep kocamın sikine bakıyordu. Gerçi kocam hep şort giyer ve denize de o şekilde girer. Kocamın siki biraz büyük olduğu için, ne kadar saklasada farkediliyordu. Özellikle ıslakken. Bunu kocama da söyledim, “Serpili senin sikine bakarken kaç defa yakaladım!” diye. Kocam da, “Yok artık daha neler! Kadının işi gücü yok, benim sikime mi bakacak? Hem kocası devamlı yanında, üstelik kocası gayet yakışıklı bir adam!” deyip güldü geçiştirdi. Ben, “Kadın sana kafayı takmış, sana kendini siktirirse hiç şaşırma!” deyince, kocam zevklenerek öyle bir kahkaha attı ki, tüm plaj dönüp bize baktı.

Aradan 3-4 gün geçti, onların tatili bitmiş, dönüyorlardı. Vedalaştık gittiler. 1-2 gün sonra biz de İstanbula döndük. 2 gün sonra Brak kocamı cepten aradı, “Bugün görüşelim mi?” dedi. Kocam da, “Olur!” dedi. Akşam Kadıköyde buluştuk, nezih bir Bara gittik. Eğlendik, içtik, dans ettik, oynadık, kurtlarımız döktük. Ordan çıkınca onlar, “Hadi bize gidelim, birer kahve içelim, kendimize gelelim!” dediler. Zaten içmeye gideceğiz diye kocam arabayı almamıştı. “Tamam!” dedik, onlara gittik. Yolda sohbete devam ederek evlerine geldik. Çok güzel evleri vardı, dubleks. Serpil, “Siz oturun, biz üstümüzü değiştirip gelelim!” dediler. Burak ta, “Orda dolapta Viski var, içerseniz alın, kendi eviniz gibi davranın, çekinmeyin!” dedi. Kocam da, “Kahve içmeye geldik, içki içmeye değil.” dedi. Burak, “Kahveleri Serpil yapacak nasılsa, siz ozmana kadar boş durmayın!” dedi. Kocam kalktı, bir duble kendine, azda bana getirdi.

5 dakika sonra Serpil geldiğinde, üstüne ince tek parça penyeden, çiçekdesenli, diz üstü, gecelik gibi, vücüdunu saran dar bir elbise giymiş, içinde sütyen de yoktu, göğüs uçları belli oluyordu. “Böyle giyindim, ama siz yabancı değilsiniz, zaten denizde bikiniyle gördüğünüz için… Ben kahve yapıp geliyorum, siz keyfinize bakın, Burak ta gelir şimdi, duşa girdi!” dedi. Bir baktık az sonra Burak ta penye capri ile geldi, “Tekrar hoşgeldiniz!” dedi. Serpil de, “Kahveler de geldi!” dedi. Oturduk kahvelerimizi içerken sohbet muhabbet filan derken, Burak, “Bir fıkra anlatmak istiyorum, ama biraz açık, eğer dinlemek isterseniz anlatayım?” dedi. Kocamla birbirimize baktık ve mecburen, “Anlat!” dedik. Bol küfürlü, belden aşağı bir fıkra anlattı. Sonra birkaç tane daha anlattı. Bu arada Serpil kocamın karşısında oturuyordu, bir ara bacaklarını araladığını gördüm, ki o anda altına külot da giymediğini farkettim. Ara ara komple açıyor, arada bacak bak üstüne atıyor ve kocama bakıyordu. Kocama baktım, o da arada Serpilin bacaklarına ve bacak arasına bakıyor, süzüyor, ama bakmamak için kafayı çevirip başka yerlere bakıyordu. Orospu Serpil kocamı baştan çıkarmaya çalışıyor ve işi de biliyordu orospu…

Burak ta devamlı beni süzüyor, resmen gözleriyle soyuyordu beni. Benim de hoşuma gitmiyor değildi hani, nede olsa adam gerçekten yakışıklı idi, yakışıklı olduğunu kocam bile söylemişti. Bir ara lavaboyu sordum, Burak hemen kalktı, “Ben göstereyim, buyrun!” diyerek yolu gösterdi. Ben önden geçtim, o arkadan beni takip ediyordu. Ama gözlerinin kalçalarımda olduğunu tahmin edebiliyordum, üstümde zaten kalçalarımı sergilediğim, dizimin 1-2 parmak üstünde, siyah, hafif yırtmaçlı, üstüme oturan etek vardı. Labayo varana kadar, ne kadar sıklıdım anlatamam, sanki ben gittikçe lavabo kaçıyordu, rahatsız olmuştum kalçamdaki gözlerden. Ama hoşuma da gidiyordu ve ben beynime hakim olamıyor, istem dışı daha da kırıtıyordum yürürken. Serpille kocam da salonda yalnız kalmıştı, aklım bir yandan da ordaydı, acaba orospu Serpil bizim yokluğumuzda kocama ne orospuluklar yapıyor, kocamın aklını çelmeye çalışıyordu.

Nihayet lavaboyo varmıştık, teşekkür ettim Burağa, o salona döndü, ben lavaboya girdim. İçerden kahkaha sesleri uzak olduğu halde bana kadar geliyordu. Neler konuşuyorlardı acaba, meraktan çatlıyordum. Külodumu indirdiğimde bir baktım ıslaklık vardı, elimi amıma atıp yokladım, farkında olmadan amım sırılsıklam olmuştu! Aman Tanrım, amım istem dışı ıslanmıştı ve bu da az önce Burağın önünde kırıta kırıta yürürken olmuştu. Daha önce hiç böyle olmamıştım. İşedikten sonra Burak aklıma geldi ve amımı okşamaya başladım. Amım ateş gibiydi, sanki amımda bir ekmek fırını vardı. Alev alev yanıyordu ve sular fışkırıyordu. Titreyerek orgazm olup boşaldıktan sonra kendime geldim. Hemen panik oldum, ben ne yapıyorum diyerek, tuvalet kağıdıyla amımı sildim, kurulamaya çalıştım, ama halen sularım geliyor, çığlık atmamak için dişlerimi sıkıyordum resmen. Sonra çıktım ve salona doğru yürümeye başladım…

Burak, “Hah, Dilek hanım da geliyor işte!” dedi. O sırada Serpil kalkmış, bardakları toplarken kocamın önünde domalmış ve resmen külotsuz amı görünüyordu. Orospu Serpil pespembe amını kocamın gözleri önüne sergilemiş, ağırdan ağırdan bardakları alıyordu. Serpilin amını ben gördüğüme göre, kocam da illaki görmüştür diye kocama baktığımda, kocam çadırı kurmuş ve sikini saklamak için uğraşıyordu. Ama boşa çaba sarfediyordu, ne yapsa belli oluyordu. Ben yokken Serpil kim bilir ne orospuluklar yaptı, neler söyledi ki, kocamın sikini bu şelikle kaldırmıştı. Acaba Burak olayın farkında mı diye baktım, Burak ta çadırı kurmuştu. Demek ki Serpilin kocamı baştan çıkarması onun da hoşuna gidiyordu. Serpil sonra da kocasına doğru domalarak, kocamın önündeki bardağı aldı ve orospu bu sefer de göğüslerini kocama sergiliyordu. Göğüsleri yusyuvarlak, gayet alımlı ve benim göğüslerimden daha iri ve diri idi. Nerdeyse uçlarına kadar açıktaydı. Serpil adeta, (Benim malım mülküm bu!) der gibi, heryerini kocama sergiliyordu.

Serpil bardaklarla mutfağa gidip, sonra da mutfaktan bana seslendi, “Dilek… Bana az yardım etsen?” diye. Ben de mutfağa gitmek için kalktım ve Burak yine kalçalarıma bakıyordu. Üstelik kocamın yanında. Mutfakta Serpil bana gülerek, “Kız orospu, sen ne şanslı karısın!” diye lafa girince ben şok oldum, ağzım açık kaldı. Bozuntuya vermeden, “Neden ki?” diyebildim sadece. “Kocan çok yakışıklı ve kocaman siki var! Erdekten beri kocanın sikine bakıyorum, hayran kalıyorum!” deyince, şaşkınlığıma bir 10 kat şaşkınlık daha eklendi. İçimden (Orospuya bak, bu ne kaşarlık, bu ne samimiyet, böyle şeyleri çekinmeden bana nasıl söylüyor!) diye geçirip, “Nerden çıktı bu şimdi?” dedim. Serpil devam etti, “Görünen köy kılavuz istemez kızım, siki bariz belli oluyor, zaten şuan çadırı kurmuş vaziyette, nerdeyse pantolonu yırtacak yaramaz şey!” dedi.

Ben artık dayanamadım ve “Sen de az orospu değilsin! Kocamı azdırmak için herşeyi yaptın, ne am kaldı görmediği, ne göt, nede göğüslerin, hepsi piyasada! Üstünü değiştirdin geldin, altına don sütyen giymemişsin, birde açıp her dakika gösteriyorsun kocama, önünde domalıyorsun amını gösteriyor oturuyorsun, bacaklarını açıyorsun, eğiliyorsun göğüslerin komple dışarda! Kusura bakma da, o da insan yani, adama işkence yapıyorsun!” dedim. Serpil de, “Amaan, Tanrının bildiğini kuldan mı saklayacaksın? Hiç görmediği bilmediği şey mi sanki, seni sikerken zaten görmüyor mu am göt göğüs?” dedi. Yine şok oldum, cevap veremedim. Serpil ise pişkin pişkin, “Ee, nasıl sikiyor seni? Hangi pozisyonlarda sikişiyorsunuz?” dedi. Duyduklarıma inanamıyordum, “Sen nebiçim bir kadınsın yaa, utanmıyormusun?” dedim. “Asıl sen utanmıyormusun bu koca yarraklı adamı sadece kendine saklayıp cimrilik yapmaya!” demez mi birden, ben yine şok tabi. Ardından ekledi, “Ben bugün kendimi ona siktirisem kızarmısın?” dedi. Tepem iyice attı, “Sikmez ki seni! Bana ihanet etmez!” dedim, ama içimden de tabi, (Erkektir belli de olmaz!) diye geçirdim…

Serpil, “Ozaman deneyelim mi? Ben bugün kendimi senin kocana siktireceğim! Kızmak yok!” dedi. “Tamam, sikerse siker, ne yapayım?” dedim, ama içimi acaip bir hırs ve pişmanlık kapladı, ya Serpil orospusu emeline ulaşırsa, ya kocam benden başka birini sikerse diye. Ki Serpil tuttuğunu koparan biriydi, daha eve gelişimizde üzerini değiştirip o şekilde karşımıza çıktığında belliydi iddialı olduğu. İçimden, (Eğer kocam öyle birşey yaparsa, ben de boş durmam, ben de Burağa kendimi siktiririm! Böylelikle hem kocamla sikişirken konuştuğumuz grup sex fantazimiz de gerçek olur! Zaten seyrettiğimiz pørnølardan, yaptığımız fantazilerden bu olaya hazırlıklı sayılırız. Üstelik ben de hep istiyordum 2 tane yarrağı aynı anda yemeyi. Hem Burak ta gayet yakışıklı ve iyi bir adamdı, ondan iyisini mi bulacaktım bu iş için. Ve Serpil de çok güzel, alımlı, sexi ve istekli bir kadın, amcığı, götü, göğüsleri, vücudu gayet güzel, kocam da sikmek için bundan daha iyi am mı bulacak?) diye geçirdim ve herşeyi akışına bıraktım. Mutfaktan çıktık…

İçerde Burakla kocam oturmuşler, ikisi de çadırı kurmuş, birerde içki koymuşlar kendilerine, birbirlerine amlı götlü, sikişli sokuşlu fıkralar anlatıyorlar. Bir bardak, birer bardak daha derken, alkolün de etkisiyle sohbet iyice açıldı saçıldı. Benim hep bir gözüm Serpilde, bir gözüm kocamda ve sikinde idi. Kocamın bakışlarından Serpile sulandığını anlayabiliyordum. Ama Burak ta bana resmen sulanıyor, aslıyordu. Ve benim amım yine sulanmış ve alev alev yanıyordu. Serpil kalktı, yine kocama doğru domaldı ve Burağın bardağını aldı, “Koyayım mı kocacığım?” dedi. Burak, “Koy karıcığım!” deyince, Serpil yine yapacağını yaptı ve “Aslında senin bana koyman lazım ama…” diyerek bardağı doldurdu. Sonra birde müzik açtı ve kocama dönüp sexi bir şekilde oynamaya başladı. Kocamı baştan çıkarmak ve kendini siktirmek için her şeyi yapıyordu ve gerçekten de beceriyordu da. Orospu çok güzel oynuyor, arada amına götüne kadar gösteriyordu. Ve az sonra kocamı dansa kaldırdı. Kocamın sikine sürtünerek, sevişircesine dans ediyordu…

Burak ta beni kaldırdı. Ben de Serpile inat, tüm hünerlerimi ortaya koymak için kalktım ve dans etmeye başladım. Çok geçmeden arkamda Burağın sikini sert bir şekilde hissetmeye başlamıştım bile. Belli ki amacıma ulaşmıştım ve ben de Burağı azdırmıştım. Ama bana da ateş basmıştı, heryerim alev alev yanıyor, amım, (Sik beni Burak!) diye bağırıyordu. Kalçalarımda Burağın sikini hissettikce daha fena oluyordum ve Burağın sikini daha çok hissetmek için uğraşıyordum ve iyice sürtünüyordum. Derken Burak terlemeye başladı ve üstündeki tişortu çıkardı attı. O kaslı vücudunu zaten Erdekten biliyorum. Bu arada aklıma ne kocam, ne de Serpil geliyordu, ne yapıyorlar diye merak dahi etmiyordum. Kendimi müziğin ritmine bırakmış, Burağın sikini hisetmek için önümü dönmüş, Burağın bacaklarının arasında dans ediyordum ve eteğimi sanki yırtacakmış gibi zorlayan, amıma dayanan sikini hissetmek çok süper bir zevkti. Kocamınkinden başka bir sike sürtünmek bile beni baştan çıkartıyordu.

Bir ara Burağın eli kalçalarımda gezinmeye başladı. Arada kalçalarımı sıkıyor, avuçlayarak beni kendine çekip dahada yapıştırıyordu. Acaba bunları kocam görüyor mu diye bakmak için bir döndüm ki, kocam gözlerini bana dikmiş ve (Ne yapıyorsun?) der gibi sertçe bakıyordu. Doğrusu utanmıştım, kocam Serpilin yaptığı okadar orospuluğa rağmen halen mesafeli duruyordu. Tam toparlanıp yerime oturayım diye aklımdan geçerken, Serpil bana ve Burağa baktı ve kocamın dudaklarına yapışıverdi. Kocam da bana nispet yaparcasına, bana bakıp Serpilin beline sarılıverdi. Acaba kocam bana çok mu kızdı, neden böyle birşey yaptı diye düşünürken, Burak elini eteğimin altında daldırıp, kalçalarımı sıkmaya ve yoğurmaya başladı. Bir parmağını da, küloduma rağmen amımın içine sokmaya çalışıyordu. Kocam bunu da görünce Serpile yumuldu. Artık ok yaydan çıkmıştı…

Ben de Burağın dudaklarına yumuldum ve ısırıcasına öpmeye başladım. Dillerimiz buluştu, ıslak ıslak öpüşüyoruz. Elimi de Burağın önüne attım, şortunun üzerinden okşamaya başldım. İçine çamaşır giymemişti ve siki alev gibi yanıyordu. Ama kocamın sikinden küçük olduğu bir gerçekti. Demek ki orospu Serpil kocamın koca sikine o yüzden bu kadar takmış ve istemiş dedim içimden. Ama mecburen elimizdeki ile yetinceğiz. Aslında çok küçükte değildi, bir kadını doyuracak boyutlardaydı. Döndüm baktım ki, Serpil elbiseyi sıyırmış, elbise ayaklarının dibinde duruyor ve tüm çıplaklığıyla kocamla dans ediyordu. Serpil kocamın tişörtünü çıkarmıştı. Sonra da eğilip kocamın koca sikini dışarı salıverdi ve tüm hışmıyla yutarcasına o iri sikini ağzına almaya başladı. Orospu bir yandan da bana bakıyor, (Ohh, istediğime ulaştım işte!) der gibi hareketlerle, alabildiğince o iri siki ağzına alıyor, gırtlağına kadar sokuyor, tekrar çıkarıyor, arada svazlıyor, tekrar yalıyordu. Kocam da Serpilin göğüslerini avuçlamış yoğuruyordu. Kocamın da müthiş zevk aldığı belliydi…

Ee, artık ben de boş durmamalıydım. Burağın şortunu indirdim ve o lavoboda beni kendimden geçiren siki serbest bıraktım. Gerçekten de düşündüğüm gibi kocamınkinden ufaktı, ama yine de güzel ve damarlıydı. Ben de aldım ağzıma ve başladım yalamaya, emmeye. Burak ta boş durmuyor, gömleğimi çıkarıyordu. Sütyenimi çözüp memelerimi salıverdi ve başladı avuçlamaya. Avuçlarken de, “Bebeğim benimki kocanınkinden küçük, ama idare edeceksin artık, işlevi iyidir, zamanla göreceksin, seni sike doyuracağım, seni deliler gibi sikeceğim bebeğim, bebek gibisin, harikasın, 2 tane çocuk doğurmuşsun ama halen taş gibisin, kocan çok şanslı adam!” demesi beni dahada ateşledi ve yutarcasına sikini emeye yalamaya başladım. Bir yandan da taşaklarını yoğuruyordum. Buraktan zevk sesleri gelmeye başladı ve birden ağzıma boşalıverdi. Hepsini yuttum. Kocamınkini bile pek yutmam, ama bunu çok büyük bir iştahla, isteyerek, her damlasını yuttum ve ziyan olmasın diye de, komple kafasını yalayarak temizledim

O sırada Kocam da Serpil ağzını resmen sikercesine pompalıyor, Serpil de kendi amını avuçluyor ve okşuyordu. Çok geçmeden kocam da Serpilin ağzına boşaldı. Fakat öyle bir boşalmıştı ki, Serpilin ağzına döller resmen fışkırıyordu. Serpil de yutmaya çalışıyor, ama yetişemiyordu. Kocam boşaldığı halde siki daha inmemiş, halen taş gibi duruyordu. Serpil kocamın sikini emmeyi bırakmayınca, yerde 69 pozisyonun geçtiler, kocam da Serpilin amını yalamaya başladı. Ben de Burağın sikini tekrar hazırlamak için aldım ağzıma. Burağın siki hemen dikildi. “Hadi erkeğim, doyur beni, sik artık beni, amım alev alev yanıyor, sula onu döllerinle, söndür amımın ateşini!” dedim. Burak, “Yok! Önce amının tadını alacağım, suyunu içeceğim, sonra sikeceğim!” deyip beni yere doğru uzandırdı. Ben de iyice açtım bacaklarımı, amımı götümü komple önüne sergiledim. Yumuldu amımı yalamaya. Amımı yalarken, arada bir de götümü yalıyor, beni zevkten zevke uçuruyordu. Pembe bulutlarda geziyor, orgazm üstüne orgazmlar yaşıyordum.

Serpil ise kocama, “Hadi rüyalarımın koca sikli erkeği, sik beni, amımı götümü sik parçala, onları bugün sana bol bol siktirecem, amımı da götümü de sike doyuracağım senin sayende erkeğim!” diye inliyordu. Kocam sikini eline almış, Serpilin amına sürtüyordu. Sonra birden geçirdi, Serpil orospusunun sesi soluğu kesildi. Kocam pompalarken Serpil inlemeyi bırakın, resmen ciyaklıyordu. Ben de, “Hadi Burak sen de beni sik!” diye bağırdım. “Tamam bebeğim!” diyerek, amıma sikinin kafasını hedefledi ve sırılsıklam amımın ıslaklığıyla bir anda giriverdi. Oysa ki amım ıslak da olsa, kocam girerken hissederdim, kanırtıra kanırtıra girerdi, amımı yara yara girerdi amıma. Burak amıma pompalamaya başladıdığında ben bir, “Ohhhh!” çektim. Bir yandan da kocamla Serpile bakıyordum. Serpil elini göğüslerine atmış mıncıklıyor, sıkıyordu. Belli ki kocam onu boşaltmak üzereydi. Ve Serpil bağıra bağıra boşalmaya başladı. Az sonra da Burak benim içime boşaldı, hemen ardından da ben rahatladım…

Kocam ise daha boşalmamıştı. Serpil kocama, “Hadi erkeğim, benim götümü de sik, yırt götümü o koca sikinle!” diyerek domaldı. Kocam da Serpilin götüne dayadı ve girmeye çalışıyordu. Ama Serpil kocamın sikini alamıyordu. Sonunda kafası girer gibi oldu, ama Serpil orospusu feryad figan bağırıyordu. Bir baktım bacaklarından hafiften kan süzülüyor, sanırım kocamınkini alamamış ve götü yırtılmıştı. Serpil, “Bu böyle olmayacak! Burak sen gel götüme gir, aç götümü, senin sikine alışık benim göt nasılsa! Sen de koca sikli erkeğim uzan, tost yapacaksınız beni! Sonra da Dileği tost yaparsınız!” diyerek kocamı uzatıp, sikini amına alarak üstüne yavaşca oturmaya başladı. Yarak amına girerken Serpilden acı acı sesler geliyordu ve zor da olsa köküne kadar yavaş yavaş almıştı. Burak kalktı Serpilin götünde yerini almak için. Orospu Serpil tüm isteklerine, hedeflerine ulaşmıştı. Hem kocamı ayartmış, kendisini siktirmişti, hem de ilk tostu o olacaktı…

Serpile imrenmedim desem yalan olur, keşke ilk ben tost olsaydım da bu iki yarrağı ilk ben içime alsaydım. Ama gece daha bitmedi, nede olsa ben kocamın sikine alışığım, hertürlü alıyorum, Burağınki de fazla büyük değil, Serpil orospusu sikilir sikilir sonra amı götü dağılır, sıra bana gelir ve ben zevke fazlasıyla ulaşırım diye düşündüm. Burak tam Serpilin götüne sokacakken, Burağa, “Dur aşkım, sikini ben kendi ellerimle yerleştireceğim Serpilin götüne, ama önce ağzıma alıp ıslatayım da, Serpilin götüne rahat girsin sikin!” dedim ve Burağın sikini azğıma aldım, emmeye başladım. Hem böylelikle Serpil biraz daha beklemiş olacak ve kuduracaktı. Ağzımda iyice ıslandıktan sonra tuttum Burağın sikini, yavaşca Serpilin götünün deliğine yasladım ve halen tutuyordum, Burak ta yavaşca ittiriyordu. Kafası az girince bıraktım ve “Hadi koçum kökle!” dedim. Burak kökleyince, Serpil bir Ohhh çekti ve başladı inlemeye, zevkten kudurmaya. Alttan kocam, üstten Burak, iki deliği de doldurmuşlar, Serpilin amını götünü sikiyor, pompalıyorlardı…

Ben de boş durmamak için alttan taşakları yalamaya başladım. Serpilden sular geliyordu, arada onları da yalıyordum. Sonra Burak böğürmeye ve Serpilin götünden döller fışkırmaya başladı. Burak fazla dayanamamış boşalmıştı. Onları da yalayarak yuttum. Ama kocam halen pompalıyordu. Serpil uçmuştu resmen, gözleri kaymış, “Parçalayın, yırtın, amımı götümü parçalayın!” diyordu. Burağın siki küçülünce, Serpilin götünden sikini çıkardı ve kebdini kenara attı. Kocam halen sikiyordu Serpilin amını. Serpil de götünden çıkan sikin ferahlığıyla daha rahat hareket ediyor, kocamın yarağına bir kısrak gbi oturuyor kalkıyor, kıvırıyor içinde ve çığlıklar atıyordu, “İşte sikiş budur, sikilmek budur! Ne güzel sikiyorsun koca sikli erkeğim, halen içimdesin, sikin dolduruyor amımın heryerini, hissediyorum tamamen içimde taş gibi! Ben böyle hiç sikilmemiştim, sikine sağlık, beline kuvvet, erkeğim benim, sik beni, sik te Burak görsün, kadın nasıl sikilir öğrensin, görsün nasıl zevk aldığımı!” diyerek. Kendinden geçmişti, her halinden belliydi.

Ama ben de Serpilin dediklerinden iyice tahrik olmuştum, biryandan amımı okşuyordum, bir yandanda göğüslerimi sıkıyordum. Burak kızgın bir şekilde kalktı ve “Hadi bebeğim al ağzına kaldır, nasıl sikiş yapılırmış biz de onlara gösterelim!” diyerek sikini ağzıma soktu. Ben Burağın sikini emerken, kocamın, “Geliyorummm!” sesiyle kendime geldim ve Burağın sikini emmeyi bırakıp, kocama, “Aşkım sakın Serpilin içine boşalma, ağzıma boşal, ağzıma istiyorum döllerini!” diye bağırdım! Burak da bana kızmış gibi bakarak, “Ben senin ağzına boşaltırım!” dedi. Burağa, “Az bekle, ben seniboşaltacağım aşkım!” dedim ve kocamın sikine yaklaştırdım ağzımı. Kocam Serpilin amından çıkıyordu ki, Serpil orospusu, “Çıkarma, içime boşalt, söndür yangınımı!” diye bağırdı. Bu iş artık iyice çığrından çıkmıştı. Fakat kocam beni herşeye rağmen seviyormuş ki, Serpili üstünden kaldırıp kenara itti, sikini benim ağzıma soktu ve komple gırtlağıma kadar dayadı. Ve sıcak sıcak döllerini de fışkırtarak gırtlağımdan aşağı indiriverdi…

Serpil baygın bir şekilde kenarda hareketsiz duruyordu. Ben de Burağın sikini elimle 31 çeker gibi sıvazlıyor, onu beni tost yapması için hazırlıyordum. Kocam nasılsa hazır olurdu. Burağın sikini nihayet kaldırdım ve “Hadi bakalım erkeklerim, tost sırası bende, beni de tost yapın!” dedim. Burak, “Tamam, ben de dört gözle bunu bekliyorum!” dedi. Serpil de kocamınkini ağzına almış, bana hazırlıyordu. Serpil nefes alabildiği bir anda, kocama, “Beni daha götümden sikeceksin, unutma!” dedi. Ve sikler hazırdı, dimdik, ayakta, füze gibi beni bekliyorlardı tost için. Burak, “O güzel götüne ben girmek istiyorum!” dedi. Ben de, “Hay hay, nasıl istersen Burakçığım!” dedim. Kocam uzandı yere, ben o çok sevdiğim kocamın sikine kavuşmanın hazzıyla bir çırpıda alıverdim amıma. Yine girerken kanırttıra kanırttıra girmişti amıma. Kocamın ağzına da göğüslerimi verdim. Burak ta arkama yanaşıp, yavaşca götüme giriverdi. Bir Ohhh çektim ki, düşman çatlatırcasına…

Ve başladılar amıma götüme pompalamaya. Onlar pompaladıkça ben zevke geliyor, 1 bağıracağıma 5 bağırıyordum, sırf Serpile inat olsun diye. Ben bağırdıkça, Serpil de kıskanç bir şekilde kendi amını parmaklıyordu. Erkeklerim ise deliklerimde ritmi gayet güzel tuturmuşlardı ki, birden Burağın bağrışıyla birlikte götümde bir sıcaklık hissettim. Burak benim güzel götüme, ateş gibi yanan götüme daha fazla dayanamamış ve boşalmıştı. “Sakın çıkartma Burakcığım, devam et sik beni, götümü sikmek istiyordun ya işte, götüm senin, sik götümü parçala, hadi koçum!” dedim, onu gaza getirdim ve biraz daha pompalamaya devam etti. Sonra içimde küçülmeye başlayınca çıkardı. Kocam ise alttan amıma daha seri pompalamaya başladı. Sanki, aşkım ben burdayım, merak etme, der gibi şiddetle pompalıyor, amımı yırtarcasına sikiyor ve beni orgazm ediyordu. Sonunda kocam da bir volkan gibi boşalmaya başladı. Bu ne şiddetli bir püskürtme idi, dölleri taa rahmimin duvarlarında hissediyordum, öyle tazyikli idi.

Kocam sikini amımdan çıkardığında, siki halen kazık gibi duruyordu. Sikini sıvazlayarak, Serpile, “Hadi Serpil domal, götüne sokacam!” dediğinde, ben bile şaşırmıştım kocamdaki bu isterikliğe. Serpil orospusu tabii dünden razı, “Hadi koca sikli erkeğim, sik beni, yırt götümü, kanasa da, bağırsam da, bayılsam da, aldırma, köküne kadar sok, götümü sik parçala!” diyerek hemen domaldı. Burağa baktım, bir kenara geçmiş bizi seyrediyordu. Ben de önce kocamın sikini yalayarak ıslattım, sonra da Serpilin götünün yanaklarını ayırdım ve deliğine bolca tükürdüm, götüne rahat girsin diye. Kocam yerini aldı ve Serpilin götüne sikini dayadı ve yavaşca sokmaya başladı. Serpil bağırıyordu, ama, “Durma devam et, hepsini sok, köküne kadar götümün içinde hissetmek istiyorum erkeğim!” diye bağırıyordu. Ve kocam şiddetli bir şekilde kökledi. Ben de onların arkasına geçip, kocamın taşaklarını yalıyordum. Yalarken ben de domalmıştım ve kocamın amıma akıttığı döller bacağıma süzülürken, baktım Burak yumuldu amıma yalamaya başladı…

Fakat Serpile hayret ediyordum, inadına da olsa, hakikaten götüne kocamın o kocaman yarrağını köküne kadar almıştı. Üstelik götü harbiden yırtılmış parçalanmıştı, buna rağmen karı halen, “Sik götümü!” diye kocama bağırıyordu. Artık kocam da pompalamaya başlamış ve Serpili bağırta bağırta götünü sikiyordu. Burakla oturduk, 15-20 dakika onları seyrettik. Sonunda Serpil kocama yalvarmaya başladı, “Hadi boşal artık erkeğim, doldur götümü döllerinle, hepsini içime akıtmanı istiyorum!” diye. Kocam da gelmek üzereydi ve bağıra bağıra Serpilin götüne boşaldı. Serpil halıya yapıştı, kocam da onun üzerine yığıldı, öylece kaldılar. Kocamla gurur duyuyordum, demek ki benim erkeğim tam erkek ve çok iyi bir sikici, ikimizi de bitirmişti…

Hepimiz biraz uzandık ve dinlendik. Sonra sırayla duş almaya gidecektik. Kalktığımızda etrafa bir baktık ki, heryer döl içinde kalmıştı. Serpil, “Bizim yukarda yatak odasında duş var, biz yukarı çıkarız, siz buraya girin!” dedi. “Peki!” dedik, gidip duşumuzu aldık. Geldik salona. Az sonra onlar da indiler. Serpil yanıma geldi oturdu, “Kız kocan harika bir sikici, beni dağıttı valla. Ben bugün kocana kendimi siktirecem demiştim değil mi, siktirdim işte gördün. Ama sen de az orospu değilsin, sen de sikilmeye doymuyorsun!” dedi. Burak ta kocama, “Tebrik ederim üstat, fena siktin benim karıyı, amını götünü dağıttın orospunun, ama müstahak o, Erdekten beri okadar çok istiyordu ki senin tarafından sikilmeyi ve emeline ulaştı!” dedi. Sonra bana dönüp, “Sen de harikasın bebeğim, sen sikilmeye doyulmayacak kadınsın! Kocan çok şanslı, iyi erkek seçmişsin, zaten sana da onun gibi erkek yakışırdı!” dedi.

Eve gitmek için kalktığımızda nerdeyse sabah olmak üzereydi, şafak söküyordu. Kapıda öpüşüp vedalaşırken, Serpil kulağıma eğilerk, “Ben yine yemek isterim o kocaman siki Dilekciğim, haberin olsun, kıskanmak, darılmak yok!” dedi. Ben de, “Ne zaman istersen yiyebilirsin canım!” dedim ve çıktık. Gerçektende harika bir gece olmuştu, ama hiç aklıma gelmezdi böyle sikişeceğimiz!

59 toplam görüntülenme, 1 bugün

Ablamın kalçasına boşaldım

Aldatma Hikayeleri, Amatör Sex Hikayeleri, Anal Sex Hikayeleri, Azranın Yeri, Canlı Porno Hikayeleri, Ensest Hikayeler, Erotik Hikayeler, Evli Çift Hikayeler 30 Kasım 2023

Fatma abla, çocukluktan ilk gençlik yıllarıma geçtiğim günlerde bana gösterdiği çocuksu ilgiye karşılık, seksi ilk keşif günlerimin idolüydü adeta. Boyu çok uzun sayılmaz, hatta kısa bile denilebilirdi. Birçokları onu sexy bulmayabilirdi, ama şarkıcı Nilüfer’e benzeyen yüzü, o sıcak tebessümü ve çıtı pıtı hali beni deli ediyordu. Hele o arkaya çokça çıkık biçimli kalçalarını seyretmek ve onun üzerinden kayarak boşaldığımı hayal ederek 31 çekmek müthiş bir keyifti.

Onu en son gördüğümde ben 16, o ise 20 yaşındaydı. Biz o mahalleden taşınalı 20 sene olmuş ve onunla bağlantımız kopmuştu. Fatma ablaların yeni taşındığımız sitede oturduklarını, bize hoşgeldin ziyaretine geldiklerinde öğrenmiştim. O da benim gibi hiç evlenmemişti. Aradan geçen 20 yıla rağmen onu görür görmez sikim yine taş gibi olmuştu. En az 20 yıl önceki kadar çıtır görünüyordu. Babası ölmüş, hayırsız kardeşi onları terk edip Almanya’da bir hayat kurmuş, Fatma abla ise annesiyle yaşıyordu. Benim bilgisayardan anladığımı öğrenince, “Bir gün geleyim de bana öğret!” demesi benim için sanki bir hediyeydi. “Seve seve!” dedim.

O gün Cumartesi idi. Aylardan Mayıs. Annemle babam Karadeniz turuna çıktıkları için evde yalnızdım. Bir haftalık yiyecek stoğum ve ben, ne yapsam diye düşünürken Fatma abla geldi aklıma. Ona telefon edip durumu anlattım ve bize gelirse ona bilgisayar konusunda bilmediklerini öğretebileceğimi söyledim. Telefonda bana annesinin iki günlüğüne teyzesine gittiğini, memnuniyetle gelebileceğini söyledi. Ben bambaşka ümitlerle ve üzerimdeki şort ve kolsuz tişörtle onu beklemeye koyuldum.

Fatma abla, 3 blok ötedeki evlerinden hemencecik gelivermişti. Üzerinde, çiçek desenli, kolsuz bir elbise vardı. Elbise boyu diz altıydı, ama dekoltesinin derinliği göze batıyordu. Elbiseden belli olan meme uçlarına bakılırsa sutyen takmamıştı.

Ona mail hesabı açıp, mail alıp verme konusunda bilgi verdim biraz. Çabuk sıkıldı ve “Adilciğim, içecek birşeyler var mı dolapta?” diye sordu. “Kola var, içer misin?” dedim, istedi. Kolalarımızı içerken eskilerden konuşmaya başladık. Ben onun rahat tavırlarından ve elbisesinin açıklığından iyice azmıştım. Benim gözüm sık sık onun meme uçlarına, onun bakışları ise önümde, an be an artan kabarıklığa takılıyordu. “Hadi ben evin sorumluluğunu yüklenmekten, anneme hayatımı adamaktan dolayı evlenemedim; ya sen Adil, sen niye evlenmedin?” diye sordu. “Biliyorsun durumları be Fatma abla… Önceleri ben istemedim, sonra da beni istemediler… Kaldık işte… Yaş 36 oldu, bu saatten sonra da zor!” dedim. “Olur mu öyle şey?” dedi Fatma abla, 20 yıl önceki gibi göz kırparak; “Daha gencecik adamsın!” diye ekledi.

Onun bu samimi tavrından kuvvet alarak; “Sen de… Sen de çok güzelsin!” dedim. Onun mahçup bakışından cesaret alıp, elimi bacağına koyarak devam ettim, “Biliyor musun, 20 yıl önce de seni çok beğenirdim; hatta laf aramızda, seni düşünerek az mı 31 çekmiştim!” dedim. Biraz utandı gülerken; ama tepki göstermeden de, “Halen masturbasyonla idare ediyorum deme sakın, inanmam!” dedi. “Önceleri kendimi eşime saklıyordum; sonra vazgeçtim, ama bu sefer de gerçekten istemenin ve istenmenin önemli olduğunu görüp kimseyle yatmadım.” dedim ve bir an susup, şaşkın gözlerine bakarak güldüm ve devam ettim, “Pratiğim yoktur, ama teorim süperdir!” dedim.

Fatma ablanın ağzından farkında olmadan, “Ben de hiç yaşamadım!” cümlesi çıktı, pişmanlığı uzun sürmedi. Kolumu boyuna attım ve onu kendime çekip, çekingen ve itiraz eden anlık hareketlerine aldırmadan dudaklarından öptüm. Bir 5 saniye kadar direndi, ama sonra kendini saldı. Uzun öpüşmemizin ardından ikimiz de nefes nefeseydik. Kulağına eğilip, “Yaşamadıklarımızı yaşamaya ne dersin? Sana söz; sen istemedikçe bekaretine dokunmayacağım!” dedim.
Kızaran yanakları ve gözleriye onayladı beni

Onu elinden tutup odanın diğer tarafındaki yatağa sürükleyip uzattım. Bu arada yatağı tam gören açıdaki kamerayı uzaktan kumandayla çalıştırmayı da ihmal etmedim. Hiç konuşmadan ve acele etmeden elbisesinin beline kadar inen fermuarını çekerek elbisesinden kurtuldum. Yaşına göre göğüsleri oldukça diriydi. Ben kendi üzerimdekileri çıkartırken, Fatma abla, kılları yeni alınmış sikime bakmamaya çalışıyordu. Üstüne çıktım, dudaklarından başlayarak boynunu, omuzlarını, memelerini ve göbeğini eme eme aşağıya indim. Pürüzsüz bir cildi ve beni çıldırtan bir kokusu vardı. Ben onu emip koklarken nefesi sıklaşmıştı ve ara ara bacaklarına değen sikim onu ürpertiyordu.

Dantelli külotunu çekip çıkarttığımda kılsız amcığı karşımdaydı. Göbeğinden başlayarak yaladım tekrar, amına indiğimde, geçen kısa süreye nazaran ıslak sayılırdı amı. Dilimle klitorisini her uyardığımda onun yay gibi gerilişi beni iyice heyecanlandırmıştı.

Artık iyice sertleşen sikimi daracık amcığından göbeğine doğru itinayla yerleştirerek usulca üzerine uzandım. Kulağına, “Korkma, sokmayacağım… Amacım senin gelmeni sağlamak! Bunun için de kızlığına erişmeden yavaş yavaş yapacağım!” dedim fısıltıyla. Bir taraftan sikimin uç kısmını hafif hafif amının girişine doğru bastırıyor, bir taraftan da memelerinin ve dudaklarının tadını çıkarıyordum, “Ohh yavrum benim; yıllardır nerdeydin sen? Çok güzelsin bir tanem!” diyordum. “Ihhh, ohhh, ııhhh, çok güzelmiş, nasıl birşey bu, nasıl bir tat, nasıl bir heyecan… Sahip ol bana Adil, ıhhhh, ohhhh… Adil’im!” diyordu. “O da olacak yavrum, sen gelene kadar bozmadan sikecem seni, bozmadan… Ohhh!” diyordum.

Hareketlerim oldukça yavaş ve dikkatliydi. Fatma abla inlemeye başlamıştı. Amına girişim biraz fazla olunca hafif çığlık atıyor, geri çekilmemle normale dönüyordu. Dakikalar sonra bir deprem misali titreyerek boşaldığını hissettiğimde, kızlığına zarar vermemek için göbeğine yasladığım sikimle üzerine yüklenerek ben de deliler gibi boşaldım!

Nefes nefese yana yattım, en çok bir dakika öyle durduktan sonra, hem zevkten, hem de yaşadığı olayın tesirinden yanakları kızarmış Fatma ablaya yan dönüp, küçük bir öpücük kondurduktan sonra, “Dur bekle, temizleyeceğim!” diyerek kalktım yanından. Yandan peçete ve ıslak mendil aldım bol bol. Göbek deliğinden neredeyse memelerine kadar olan bölüm bir sperm gölü olmuştu. Yan yatarak yavaşça önce normal peçeteyle spermlerimi aldım; sonra ıslak mendille spermlerin temizlendiği bölgeleri sildim.

Dizlerimin üstünde durarak, onun gözleri önünde benzer temizliği yapış yapış olmuş sikime de yaparken, Fatma abla konuştu, “Ufalmış… Halbuki demin ne biçimdi!” dedi. “Merak etme Fatma abla, gene olur… Bırakmam seni, bu gece buradasın! Nasılsa annen de yok, bizimkiler tatilde zaten!” dedim. “Ne biçim adamsın be Adil; yarım saattir neler yapıyorsun, halen abla diyorsun. Oldu mu şimdi?” dedi. Yanına uzanıp sarıldım ve “İşin güzelliği orda Fatma abla, işin zevki orda… Nasıldı; hoşuna gitti mi?” dedim. “Hem de nasıl! Tam söylenen gibiymiş, kızgın kumlardan serin sulara atlar gibi!” dedi. “Esas gerçek zevki yaşayınca daha da mutlu olacaksın, emin ol!” dedim.

“Senden birşey istesem…” dedi. “Söyle! Çekinme!” dedim. “Ona dokunabilir miyim?” dedi, gözüyle sikimi işaret ediyordu. “Elbette! Hatta nasıl yapacağını da göstereyim bak…” dedim. Ben sırtüstü yattım; o yanımda bacakları kıvrık duvara yaslandı. Ben 31 çeker şekilde sikimi sıvazlarken ona anlatıyordum, “Bak böyle yapacaksın bir elle, diğer elinle de taşaklarımın altını kaşır gibi okşayacaksın… Beni tekrar hazır et; ben de senden birşey isteyeceğim!” dedim. O işine başlamış bana gülücükler atarken ben de onun memişlerini okşuyordum. Fatma abla, “Elimde büyüdüğünü hissediyorum; hem sert, hem yumuşak… Ne tuhaf!” deyip duruyordu heyecanla.

O an Fatma ablanın cep telefonu çaldı. Arayan annesiydi. Telefonunu açmadan fısıltıyla konuştum; “Bir elle işine devam et, diğeri ile konuş!” dedim. İtiraz etmeden yaptı. “Alo anne, nasılsın? Ben mi? Adil’lerdeyim, bilgisayar öğretti bana. Halen de öğretiyor…” deyip, bana göz kırptı. O konuşurken olayın heyecanıyla sikim ilkinden daha sert ve haşmetli olmuştu. Telefonu kapattığında kahkaha atıyordu, “Annem, (Çocuğu çok yorma, yemek yap, doyur!) diyor. İçimden (Doyuruyorum merak etme!) dedim.” dedi. “Deseydin ya; (Anne o da beni doyurdu!) diye!” dedim, gülüştük…

Sikim artık kıvama gelmişti, “Uzan yanıma şöyle!” deyip onu yanıma çektim ve “Şimdi de ben senden birşey isteyeceğim Fatma abla!” dedim. “Nedir?” dedi. “20 yıl önce, o çok beğendiğim kalçalarından kayarak boşalmayı hayal ederdim. Şimdi bunu gerçekleştirmek istiyorum; olur mu?” dedim. “Kayarak boşalmak derken? Arkama sokmayacaksın di mi?” dedi. “Yok yok, girmeyeceğim! Sadece deminki gibi sürterek boşalacağım, bu sefer sırtına doğru olacak…” dedim. “Peki!” deyip yüzüstü döndü ve “Domalmam gerekiyor mu?” diye sordu. “Yok gerekmez, tam hayal ettiğim şekilde olmalı!” dedim.

Yüzüstü yatınca o muhteşem poposu ortaya çıktı. Nazikçe elimi poposunda gezdiriyordum, “Vay be… Kim derdi ki hayaller 20 yıl sonra gerçek olacak diye!” diyordum. Bir yandan da omzunu öpüyordum. “Biraz beline yük binebilir ağırlığımdan, ama çok sürmez merak etme!” dedim. Yavaşça kalkıp bitişik bacaklarını altıma alarak hafifçe oturdum. Poposunu birkaç dakika okşadıktan ve öptükten sonra sikimi bedenlerimizle paralel bir biçimde göt yanaklarının arasına, poposunun bitip bacakların başladığı yerden yukarı doğru yerleştirerek üstüne yattım. Bu sefer ağırlığımdan dolayı inliyordu. Memelerini avuçlayıp harekete başladım. “Ohh Fatma abla, ikimiz de tazeyken sikişemedik, ama şimdi bak her yola getirdim seni! Tahminimden de yumuşakmış götün! Ohhhh, muhteşem!” diyordum.

Tam 10 dakikalık gitgelden sonra boşalmak üzereydim. “Zevk suyumla yıkayacam seni yavrum, döl manyağı yapacam seni! Ohhh! İşte bu, işte bu! Geliyorum, geliyorum… Geldimmm!” diye çığlık atıyordum. Gelgitlerin şiddetiyle taşaklarım poposunda, sikimse beline paralel havada kalmıştı boşalırken. En çok ta o bölgesini severdim. Beliyle poposu arasında kalan kıvrım öyle derindi ki, (Küçük bir çocuk oturabilir buraya!) derdim eskiden.

57 toplam görüntülenme, 2 bugün

Teyzemin harika kalçaları

Ensest Hikayeler, Erotik Hikayeler, Evli Çift Hikayeler 30 Kasım 2023

Selam 31 Seks Hikayesi severler. Bulunduğumuz sitede Hatice teyze diye bir kadın var. Site içi olduğundan herkes neredeyse birbirini tanır. Hatice teyze de arkadaşlarıyla gündüz site içindeki parkta otururlar sohbet ederler. Geçen gün parkta oturduğum bankın karşısındaki banka oturdu. Torununun okuldan çıkmasını bekliyormuş. Hatice teyze 52-53 yaşlarında, herzaman bol ince pijamalardan giyer altına. Üstüne de ince bulüzlerden. Onu her gördüğümde kalçalarının dikliği, memelerinin büyüklüğü dikkatimi çekerdi. Zaten defalarca onun o dehşet kalçalarını hayal ederek 31 çekmiştim. Karşımdaki banka oturunca, bana hafif bir kafa sallayarak selam verdi. Ben de, “Merhaba Hatice teyze, nasılsın?” diye sordum. O an bir bahane bulup yanına oturmak istiyordum ki, bana, “Ya Ömer telefonun saatini ayarlayamadım. Bir türlü çözemedim şu telefonu kullanmayı!” dedi.

Hemen yanına gittim oturdum, telefonu verdi bana, saatini ayarladım, verdim geri. Yanına oturmuşum, birdaha kalkarmıyım. Biraz havadan sudan sohbet ettik. Bir ara bana, “Sen evlenmiyor musun daha? Bekar kızım da yok ki sana versem!” dedi. Ben de, “Yok ya evlenmiyorum, gençliğimin tadını çıkartayım biraz!” dedim. Ben o arada ince bulüzünün altından sütyene sığmayan o dik memelerini kesiyordum ki, Hatice teyze bunu fark etti ve “Napıyorsun, nereme bakıyorsun sen öyle?” dedi. Ben de, “Napayım abla, dikkatimi çeiyor!” dedim. “Oğlum senin kız arkadaşın falan yok mu, git onlarınkine bak! Anan yaşındaki dul bir kadının orasına burasına ne bakıyorsun?” deyince, 50 tane kız arkadaşım olsa nolur abla, hangi genç kızda seninki gibi göğüsler var?” dedim. Ben öyle deyince gururlandı ve “Niye, çok mu güzeller?” dedi. “Evet abla, çok güzel göğüslerin var! Geceleri onları düşünmekten uyuyamıyorum!” dedim ve elimi usulca elinin üstüne koydum ve elini okşamaya başladım. Hatice teyzenin hoşuna gitmiş olacak ki, sesini çıkarmadı ve elini çekmedi. Fakat az sonra bana, “Ablam bu yaptığımız yanlış, ama etkilenmedim dersem yalan olur! Hoş çocuksun! Öğleden sonra saat 2 gibi benim eve gel, biraz muhabbet edelim senle!” dedi.

Saat tam 2’de evine gittim. Kapıyı açtı, üstünde yine aynı elbiseler vardı, ama banyo yapmış, saçlarının ıslaklığından belliydi. Karşılıklı oturduk, meşrubat ikram etti, biraz sohbet ettik. Ben dayanamadım ve “Hatice teyze hep böyle oturacakmıyız? Ben kötü oluyorum, olmazsa ben gideyim!” dedim. Bunları dememle birlikte oturduğu koltuktan kalkıp geldi yanıma oturdu ve bir anda elini önüme attı, pantolon üstünden yarrağımı sıvazlamaya başladı. Benim yarak hemen kazık gibi olunca dayanamadım ve Hatice teyzenin o kibar dudaklarına yapıştım. Sanki hiç sex yapmamışım, ilk defa bir kızı öpüyormuşum gibi emiyordum dudaklarını. Yıllardır hayal ettiğim o göğüsleri avcumun arasındaydı artık, doyasıya avuçluyor, sıkıyor, okşuyordum. Hatice teyze bir çırpıda çıkardı üstündekileri ve beni de soyarak, saxo çekmeye başladı. Benim yarak ağzında kalp gibi atıyor, her an boşalacağım zannediyorum. Yarağımın başını ufak ufak öpüyor, yukardan aşağıya yalıyordu. Ben de bu arada memelerini delicesine okşuyordum…

Sonra yoruldu, geriye yaslandı ve “Yatak odasına geçelim!” dedi. Birbirimize sarılarak gittik yatak odasına. Yatağa sırt üstü uzandı, ben de amına yumuldum hemen. Ben gelmeden amının kıllarını traş yapmış belli, her tarafı kaymak gibi tertemizdi amcığın. Yalamaya, dil atmaya, somurmaya başladım. Ben somurdukça Hatice teyze inliyor, bu da beni daha tahrik ediyordu. Amını yaladıktan sonra bende dayanacak hal kalmadı ve amına yerleştirdim yarağı. “Aahhhh!” diye bir ses çıktı Hatice teyzeden. Ben dibine kadar köklüyordum, o da bir o kadar inliyordu. Ben daha boşalmadan Hatice teyze titremeye başladı, ellerimden sımsıkı tuttu ve titreye titreye orgazm oldu. Ben daha da tahrik oldum, birkaç sokup çıkarmadan sonra amının içine çeşme gibi boşaldım…

Halsizlikten kımıldıyamıyorduk, öylece yattık kaldık. 15 dakika dinlendikten sonra birlikte duşa girdik. Hatice teyzeyi bir daha böyle yakalayamazdım ve o hayalini kurduğum dehşet götünü sikecektim. O beni, ben onu sabunlayıp yıkarken, benim yarak yeniden kalktı. Hemen eğildim ve o taş gibi kalçalarının arasından göt deliğini yalamaya başladım. Hatice teyze zevkten kuduruyordu, “Hayatımda ilk defa bugün amım ve götüm yalanmanın tadına baktı!” dedi. Göt deliğini köpüklü parmaklarımla biraz gevşettikten sonra, domalttım, yarağımı ve onun göt deliğini şampuanladım ve bir anda kökledim. “Ahhhhh, offff! Mahvettin beni amına koduğumun çocuğu! Bu nasıl bir acıdır böyle! Kımıldama!” diye bağırıyordu. Kendini rahat bırakmasını söyledim ve hareketsiz içinde bekledim. Götünün içi yanıyordu…

Hatice teyze zamanla gevşedi ve kalçalarını sallamaya başladı. Yarrağımı götünün içinde oynatıyordum artık. Bu onun da hoşuna gitmişti. Ben de sokup çıkarmaya başladım. Yaklaşık 15-20 dakika kadar kökleye kökleye götünü siktim. Boşalacağım zaman çıkardım götünden ve ağzına verdim. Ağzına almasıyla yarağımın patlaması bir oldu.

İyice yıkandıktan sonra duştan çıktık ve giyindik. Ben evinden ayrılırken, “Bir daha sikişecekmiyiz?” diye sorduğumda, dudaklarıma yapıştı, “Sen böyle amımı götümü yalarsan, ben sana herzaman veririm koçum!” dedi. Artık Hatice teyzenin evine haftada bir iki defa gidip, birlikte uçuşa geçiyoruz.

Herkese bol sikişler!

89 toplam görüntülenme, 5 bugün

Dayılarım Yeni Sikicilerim Oldu – Porno Hikayeler

Ensest Hikayeler, Erotik Hikayeler, Evli Çift Hikayeler 30 Kasım 2023

Merhaba, ismim Ayça, 19 yaşında, hafif kiloluyum. Oldukça büyük göğüslerim ve kalçam var. Çevremin tutucu olmasından dolayı türbanlıyım. Daha önce birkaç öpüşmeden başka hiç deneyimim olmadı. Benim, biri evli, 3 dayım var. En küçük dayım Emrah 31, Hüseyin dayım 34, evli olan Selim dayım da 41 yaşında. Herşey benim küçük dayıma tutkumla başladı, ona resmen aşıktım. Ne zaman eve gelse, kendisinden gözümü alamazdım. Dayım her gelişinde ona olan bakışlarımı farketmiş olacak ki, o da bana yakın davranmaya başladı. Bana arkadan sarılmaları, şakalaşmaları benim de hoşuma gidiyordu…

Yaz tatili yakın olduğundan, annemle babam ve abilerim Ayvalık’daki yazlığa gitmişlerdi. Arabada yer olmadığından, annem bana, “Sen Emrah dayınla kal, dayının işleri bitsin, beraber gelirsiniz!” dedi. Emrah dayımla 2 gece beraber kalacaktık, heycanlanmıştım. Akşam oldu Emrah dayım eve gelmişti. Yemek yedikten sonra televizyonun başında oturduk. Dayım gelirken yanında bira getirmiş içiyordu, “Sen de içermisin?” dedi. Daha önce hiç içmediğimi söyledim, ama ısrar etti, ben de kıramadım. Bir bira içtikten sonra, ısrarla bir tane daha içirdi. Sarhoş olmuştum, ama içime de bir rahatlama gelmişti, daha rahat hareket ediyordum. Dayım da iyice yanıma sokulmuş, yine şakalar yapmaya, ufak ufak dokunmalara başlamıştı. Derken beni dudağımdan öptü. Ben de buna karşılık, “Seni seviyorum!” dedim. Bunu duyan dayım dudaklarıma yumuldu. Adeta içimde fırtınalar kopuyordu, amım ıslanmaya başlamıştı, dayımın elleri her yerimi okşuyordu…

Elleri göğüslerime geldiğinde, “Ayça, senin bu büyük göğüslerine bitiyorum!” dedi ve gömleğimin düğmelerini açmaya başladı. Nedense karşı koyamıyordum ona. Gömleğimi çıkardıktan sonra sütyenimi de çözüp göğüslerimi serbest bıraktı. “Ohhhh! Ölürüm bunlara!” diyerek uçlarını yalıyor, emiyor, ısırıyordu. Ben artık kendimde değildim, kasılıyordum, orgazm üstüne orgazm oluyordum. Dayım göğüslerimi bırakıp elini eşofmanımdan içeri, amıma sokmaya çalışınca, elini tuttum ve “Yapma dayı, bakireyim daha!” dedim. Dayım kendisine güvenmemi, kızlığıma dokunmayacağını söyleyince elini bıraktım. Eli amıma geldiğinde ıslaklığı farkeden dayım, gülümsedikten sonra, eşofmanımla birlikte külodumu çıkardı. Dayımın karşısında çırılçıplaktım. Dayım da soyunmaya başladı. İlk defa canlı yarrak görecektim ve çok heyecanlıydım. Dayım külodunu indirdiğinde, uzun ve kalın, başı mantar gibi yarağını görünce, “Şeyyy dayı… çok büyük bu!” demişim. “Demek hoşuna gitti!” diyerek direk ağzıma götürdü. Yalamam için bekliyordu. Başını yalamaya başladım, başı ağzıma zor sığıyordu. Sonra 69 pozisyonuna geçtik, o benim amımı yalarken, ben de onun yarağını yalıyordum…

Sonra dayım beni dört ayak pozisyonuna getirdi ve götümün daha hiç sikilmemiş deliğini yalamaya başladı. Yalanmaktan ve dillenmekten gevşeyen götümün deliğini öpüp, “Aşkım kızlığına dokunmayacağıma söz verdim, ama seni götten sikmek istiyorum, tamam mı?” dedi. Bunu ben de çok istiyordum, “Tamam dayı, fakat krem sür, çekmecede var!” dedim. Uzanıp kremi aldı ve götümün deliğine iyice sürmeye başladı. Götümü parmaklarken, artık ben olacakları merakla ve heyecanla bekliyordum. Yarrağın başını dayayan dayımın göt deliğimi zorlamaya başlamasıyla inanılmaz bir acıyla kendimi ileri doğru fırlattım, “Çok acıyor dayı, yapmalayım!” dedim. Dayımın, “İlk olduğu için biraz acıyacak, sonra alacağın zevki düşün aşkım! demesiyle tekrar domaldım. Yarrağının başını zorla götüme sokan dayım, hiçbir şey demeden tamamını birden sokmasıyla, dünya başıma yıkıldı sandım. O nasıl bir acıydı öyle! Biraz içimde bekleyen dayımın, sikini içimde hareket ettirmesiyle beraber, ben de artık acının yanısıra zevk te almaya başladım. Sabaha kadar beni 3 kez daha götten siken dayım, yarrağın tadını almama sebep olmuştu…

Öğlene doğru uyandığımda götüm çok ağrıyordu. Dayım sabah işe gitmişti. Kalktım, önce duş aldım, sonra kahvaltımı yaptım. Kahvaltı yaparken arayan dayım nasıl olduğumu sordu. “Götüm çok ağrıyor dayı!” dedim. O ise, “Ağrıyacak bebeğim, akşama dahada alıştırırız!” demesiyle, akşama da beni götten sikeceği için sevinmiştim. Ama akşam olduğunda, Emrah dayım eve, Hüseyin dayımla beraber geldiğinde, ne yalan soyleyeyim, biraz bozulmuştum. Akşam yemeği yedikten sonra, mutfakta Emrah dayıma, “Neden Hüseyin dayımı getirdin?” diye sorduğumda, “O da yazlığa gelecekmiş, beraber gidecekmişiz!” dedi. Birşey diyemedim, cevabımı almıştım. Biraz bozularak içeri gidip, onların yataklarını hazırladım ve odama gittim, sinirle yattım uyudum.

Gece geç saatte kapımın açılmasıyla uyandım. Kafamı kaldırıp baktım, Emrah dayımdı. Hemen soyunup yanıma girerek, “Bu gece seni sikeceğimi söylemiştim!” demesiyle dudaklarımız birleşti. Biraz öpüştükten sonra, “Hüseyin dayım içerde, yapmayalım dayı!” dememe karşılık, “O top atsan duymaz, biz işimize devam edelim!” diyerek yarrağı ağzıma vermişti. Biraz yaladıktan sonra, dimdik yarrağın karşında hemen domalmıştım. Busefer yanında getirdiği özel ‘Göt Sikme Kremi’ ile götümü hazırlayan dayımın, götüme yarrağını daldırmasıyla, zevkle acıyı aynı anda hissetmiştim, ama busefer daha kolay almıştım. Götüme pompalayan dayımın sert hareketleri beni kıvama getirmiş, inlemeye başlamıştım. Zevkli zevkli sikişirken Hüseyin dayımı unutmuştuk…

O anda seslerimize uyan Hüseyin dayım, ne oluyor diye bakmak için odama birden girince toparlanamadık bile. Hüseyin dayımın, “Kolay gelsin!” demesiyle yarrağını ağzıma dayaması bir oldu. Yaşadığım şokla ve içinde bulunduğum azgınlıkla uzattığı yarrağını yalamaya başlamıştım. Şimdi hem götümde, hem ağzgımda yarrak vardı. Az sonra Hüseyin dayım, “Emrah çekil de, birazda biz bakalım şu yeğenimizin tadına!” diyerek, Emrah dayım çekilmiş, Hüseyin dayım arkamda yerini almıştı. Ve o koca yarrağını birden köklemesiyle olan oldu, amıma girmişti ve bekaretimi kayıp etmiştim! Acıyla bağırarak, “Dayı ne yaptın sen??? Kızlığımı bozdun!!!” dememle, “Sen bakiremiydin yaa?!? Sizi amdan sikişiyorsunuz sandım!” dedi, öylece amıma köklemiş halde kaldı. Şaşkınlığı geçince, “Yapacak birşey yok, olan oldu!” diyerek amımı sikmeye başladı. Hüseyin dayım boşaldıktan sonra, bir posta da Emrah dayım amımdan sikmişti…

Yatakta üçümüz oturmuş dinlenirken, 2 dayımın da beni nezamandır arzuladıklarını, hele kalçalarıma bayıldıklarını söylemeleri hoşuma gitmişti. Konuşmaları sırasında, Hüseyin dayım, “Şu hayalini kurduğum götün tadına birde ben bakayım!” diyerek beni domalmıştı bile. Kendimi orospu gibi hissediyordum, ama büyük zevk alıyordum. Götüme giren Hüseyin dayım pompalarken, Emrah dayım da ağzıma vermişti. Emrah dayım, “Hadi abi, tost yapalım şu çıtırı!” deyince, Hüseyin dayım götümden çıktı ve Emrah dayım beni üzerine aldı, alttan amıma geçirdi. Ben yarrağın üstünde yavaş yavaş oturup kalkarken, tekrar götüme giren Hüseyin dayımla, 2 deliğim de dolmuş, zevkin doruklarına çıkmıştım. Orgazm üstüne orgazm oluyordum. Sabaha kadar süren sikişimiz, hepimizin yorgunluk belirtisiyle son bulmuştu.

Sabah erkenden arabayla yola çıkmış, Ayvalık’taki yazlığa doğru gidiyorduk. Yolda siklerinin kalktığı yerde durup sikiyorlardı beni. Artık iyice alışmıştım bu duruma, hoşuma da gidiyordu böyle kullanılmak. Yazlığa vardığımızda Selim dayım da ordaydı. Birkeresinde yengemin gününde kulak misafiri olmuştum ve sohbetleri sırasında Selim dayımın yarrağının büyüklüğüden bahsedildiğini duymuştum. Selim dayımı da yazlıkta görünce içimi merak kapladı, acaba onun yarrağı nasıl diye. 10 gün hepimiz yazlıktaydık. Emrah ve Hüseyin dayım beni sıkıştırdıkları yerde elleyip okşuyorlardı, ama sikemiyorlardı. Benim de canım yarak istemeye başlamıstı. Ne yapsak ta sikişsek diye düşünürken, aniden dedemin rahatsızlanması sonucu acilen köye giden babam ve annem, biraz rahatlamamıza imkan vermişti. Artık 3 dayım ve 2 abimle yazlıkta 1 hafta beraberdik…

Benim dışımda herkes denize giriyor, yüzüp eğleniyordu. Ben se herzamanki gibi abilerim kızıyor diye mayo bile getirmemiştim, pantolonumun paçasını toplayıp, dizlerime kadar giriyordum denize. O gün kasabaya gidecek Selim dayım durumu anlamıştı. Abilerimin yanında, “Yeğenim gel sen benle kasabaya, sana da mayo alalım, rahat gir denize!” diyerek arabaya bindirmişti. Kasabaya giderken yolda ben devamlı dayımın şortunun önüne bakıyordum. Dayım fark etmiş ve “Ne oldu yeğenim? Ne bakıyorsun öyle?” diye sormuştu. Artık rahat olan ben, önüne bakmaya devam ederek, “Hiiçç…!” diye gülmüştüm. Ve o andan itibaren dayımın bana bakışları degişmişti. Kasabaya vardık, bir mağazaya girdik, bana mayo bakmaya başladık. Ben heryeri kapalı bir mayo seçip, kabinde giydim ve dayımı çağırarak gösterdim. “Tamam o güzel oldu, onu alalım! Dur birtane daha vereyim onu da dene!” diyerek, ordan bana bir bikini verdi. Bikiniyi giydim, aynada baktığımda göğüslerim yerinden fırlayacak gibiydi. Alt kısmından ise nerdeyse amımın dudakları dışarı çıkıyordu. Dayımı çağırarak nasıl olduğunu sorduğumda, dayım felç geçirecek sandım, öyle kalmıştı. “Çok güzel olmuşsun!” diyen dayım, her ikisini de ödedi ve yola koyulduk…

Yolda dayımın yarrağı sanki daha bir kabarık duruyordu, “Dayı yaa, o bikiniye de aldık ama, ben abimlerin yanında bikiniyle denize rahat giremem, şöyle ıssız bir yerde dursak ta, bikiniyle girsem?” dedim. Teklifimi balıklama kabul eden dayım, sote ve kimsenin olmadığı bir koy bulunca çekti arabayı oraya. Dayım dışarda etrafı kolaçan ederken, ben arabada bikiniyi giydim ve denize girdim. Sonra dayıma seslendim, “Sen de gelsene!” diye. Dayım da, “Alımda mayom yok!” dedi. “Donla girersin dayı, kimse yok nasılsa!” deyince, dayım şortunu çıkarıp, donla yanıma geldi. Yarrağının nekadar büyük olduğu beyaz donundan şimdi daha da belli oluyordu. Suya giren dayımla şakalaşma ayağı ile resmen oynaşıyordum, her fırsatta göğüslerimi ve götümü sürterek azdırmaya çalışıyordum. İstediğim olmuştu, yarrağı olabildiğince sertleşmiş, o da çakırmadan bana dayıyordu. İcraata geçmenin zamanı geldi diye düşünerek, “Hadi çıkalım dayı, güneşlenelim biraz!” dedim. Dayım hernekadar, “Sen çık!” dese de, “Sen de gel!” diye ısrar edince, kalkık yarrağından utana utana sudan çıktı. Islanan külottan devasa yarrağı çok net belli oluyordu. Yarrağını işaret edip, “Dayı bu ne?” deyince, dayım kızarmıştı. “Bukadar büyüğünü ilk defa görüyorum, valla yengeme acıdım şimdi!” diyerek güldüm. Bundan cesaret alan dayım, “Çok gördün galiba?” dedi. “Evet!” deyince, önce şaşıran dayım, etrafa bakınarak, “Peki böylesini gördün mü?” demesiyle donunu indirmesi bir oldu…

Aman Tanrım! Donundan kurtulan yarrak ok gibi fırladı, göbeğine geldi. Kolum kadar kalın bir yarrak vardı karşımda. “Yok valla, böylesini görmedim!” diyebildim. “Tadına bakmak istermisin yeğenim?” diyen dayımın önünde ikiletmeden diz çöküp, mantarını yalamaya başladım. “Dayı yaa, yengem bunu nasıl alıyor?” diye sordum. “İlk başta bu, çok büyük, alamam ben bunu demişti, ama şimdi yemeden duramıyor!” diye cevap verdi. Dayımın yarrak kıvama gelince, beni arabanın arka koltuğuna yatırdı ve göğüslerimi yalamaya başladı. “Hasta oldum kız göğüslerine!” deyince, güldüm, “Diğerleri de öyle demişti!” dedim. “Vay amına koduğum vaay! Kız söyle bakayım, siktirdin mi kimseye?” dedi. Ben gülerek, “Evet, amım da, götüm de yarrak gördü!” deyince, “Vaay orospuya bak! Bir sikeyim seni de, amın götün gerçek yarrak görsün!” demesiyle, bikinimin altını çıkarması ve yarrağını amıma sokması bir oldu. Nefesim kesiliyor sandım, halbuki daha yarısı girmişti…

Azmış dayımın dünya umrunda değildi, “Yavaş dayı!” diye bağırmama aldırış etmeden habire amıma pompalıyordu. Ama fazla sürmedi içime boşaldı. Yarağını çıkarınca, dölleri bacaklarımdan süzülüyordu. Ben tam (İyiki de çabuk bitti!) diye düşünmeye başlamıştım ki, dayım beni domaltıp, amımdan sızan dölleri götüme sürmeye başladı. Okkalı bir de tükürük bırakıp, yarrağının başını götüme soktu. Aman Tanrım, sanki kol sokuyorlardı götüme! Bağırıyordum, ama sesimi duyacak kimse yoktu etrafta. Zorlaya zorlaya sokmaya devam edince, götüm iyice açılmış ve yarısından fazlasını geçirmişti. Daha fazlasının girmeyeceğini anlayan dayım, o kadarıyla sikmeye başlamıştı. 5-6 dakika sonra artık ben de zevk alıyordum ve “Hadi dayı, daha hızlı sik beni!” diye inliyordum. Gaza gelen dayım götüme motor gibi pompalarken, ben de resmen böğürüyordum. Çok geçmeden götüme patladı…

Dayım biraz dinlendikten sonra, “Gidelim hadi!” dedi. Toparlandık, giyindik. Kendimize çeki düzen verdikten sonra yola çıktık. Yolda dayım, “Kız daha önce kim sikti seni?” diye sordu. Ben de olanları anlattım. “Vaay, kardeşlerimi de baştan çıkardın haa! Ne güzel, hep beraber takılırız 1 hafta!” diyerek güldü. Ama ben gülemiyordum, çünkü arabada götümün üzerine zor oturuyordum…

Yazlığa geldiğimizde hem götümün ağrısından hem de yorgunluktan ölüyordum. Hemen odama gidip uyumak istemiştim. Ama 10 dakika geçmeden Emrah dayım odama süzülmüş, “Naber tatlım? Çok azdım, hadi soyun da seni sikeyim!” demişti. “Hiç halim yok dayı, yorgunum...” demeye kalmadan üzerime atladı ve göğüslerimi yalamaya başladı. Sonra aşağı kayarak, tam amıma yalayacakken amından süzülen dölleri görünce, “Bu ama Selim abimin yarrağı da girdi, öyle değil mi? Sen de az orospu değilmişsin!” dedi. “Ne yapayım dayı, sen alıştırdın!” dememle, beni domaltıp yarrağı götüme sokmuştu. Selim dayımın kol gibi yarrağı yüzünden açılan götüm, Emrah dayımın yarrağını zorlanmadan içine almıştı. “Vay amına koduğum, Selim abime götünü de mi siktirdin? Nasıl aldın onun o koca yarrağını götüne orospu?” diyen dayıma, Dayı hatırlatırım, beni sen orospu yaptın, artık yarraksız duramam!” dedim. Dayım da, “Merak etme bu am ve göt yarraksız kalmayacak!” demesiyle sert pompalamaya başlamış ve nihayetinde dölleriyle götümü doldurmuştu. Hemen banyo yapıp uykuya daldım. Ertesi gün uyandığımda vakit öğlen olmuştu…

Aşağı indiğimde yazlıkta sadece dayılarım vardı. Abilerim deniz kenarına gitmişler. Birşeyler atıştırdıktan sonra havuza girmek için, dar bikinimi üzerime giyip çıktım (Nasıl olsa abilerim yoktu!). Maksadım dayılarımdan birini azdırıp sikilmekti. Havuzun başına vardığımda, Selim dayım hemen yanıma gelerek, “Yeğenim, yağlayayım da yanma!” dedi. Ben de gülerek, “Neremi?” diye cevap verdim. “Götünü! Rahat girsin diye! Geçen sefer tamamını alamamıştın!” dedi. “Oluuur!” dedim. Sırtımı dayıma dönerek yağlamasını bekledim. Eline yağ alan dayım, sırtımdan yağlamaya başladı. Yağlamıyor, sanki erotik masaj yapıyordu, acayip azmıştım. “Yeğenim rahat olmuyor, üst kısmını çıkar da rahat olsun!” dedi. Ayağa kalkarak tamamen soyunmamla tekrar uzanmıştım. Dayım artık bütün vücudumu yağlamış, arada göt deliğime ve amıma da parmaklarını sokarak yağlıyordu. Çok kötü azmıştım, dayımın yarrağına elimi atmıştım ki, diğer dayılarımın, “Kolay gelsin abi!” sesiyle başımı öbür tarafa çevirdim…

Şimdi 3 dayım da sikleri dimdik tepemde dikiliyorlardı, bense çırılçıplak yatıyordum. Hüseyin dayım Selim dayıma, “Abi bu orospuyu tek doyuramazsın, biz de yardım edelim!” dedi. Selim dayım da, “Valla doğru, ben böyle kaşar görmedim!” dedi. Ben de dayanamadım, “Orospu yaptınız beni iyice, sike doyurun beni artık!” dedim. “İçerde doyuralım, haydin içeri geçelim!” diyen dayıma hiç itiraz edecek halde değildim. 3 dayımla annemlerin yatak odasına geçtik. 3 dayımın da yarraklarını sırayla yaladıktan sonra, küçük dayımın sırtüstü yatağa yatarak, beni üstüne çekip, amıma geçirmesi bir oldu. “Ohhh! Böyle orospu sikmedim, ne güzel amın var!” diyerek amıma pompalıyordu. Ben iyice zevke gelmiştim, “Sikin orospunuzu, yarraksız bırakmayın!” dememle, ortanca dayımın da götüme girmesi beni ayrı zevk diyarlarına götürmüştü. İki deliğim de doluydu artık…

Bu arada büyük dayım ağzıma vermeye çalışıyordu. Yarrağının başı bile ağzıma sığmıyordu, ama umrumda bile değildi, zevkten ölecektim. “Sikin kocalarım beni, orospu yapın, siktirin beni!” gibi laflar ağzımdan çıkıyordu. Küçük dayım fazla dayanamayarak amıma bosalmıştı. Ortanca dayım da hemen peşinden götüme boşaldı. Ben ise kaç kere boşaldığımı bilmiyordum bile. Zevkten yatağa yüzü koyun düşmüştüm ki, büyük dayım buna izin vermeden, beni domaltıp, dölle dolu kayganlaşmış amıma kökledi bir anda. Koca yarrağı içimde hissetmemle nefesim kesilmişti. Çok büyüktü yarrağı, amım yırtılacak gibi oluyordu. Ama dayım umursamadan amıma köklüyordu. Zevkle acı karışık inliyordum. Diğer iki dayım da bizi izliyordu. Büyük dayımın onlara, “Bakın göt böyle sikilir!” diyerek amımdan çıkardığı yarrağı götüme sokmasıyla böğürmeye başlamıştım. Var gücüyle götüme pompalıyordu. İçi zaten dölle dolu olduğundan, o kayganlığın verdiği etkiyle, götüm tamamını almıştı koca yarrağın. Ama yine de götümü yarıyordu sanki. Çok geçmeden içime boşalan dayım, götümden yarrağını çıkardığında, oluşan boşluğa hava dolmuştu. Elimle kontrol ettiğimde götümün deliği kocamandı, ama yine de büyük zevk almıştım.

1 hafta boyunca dayılarım, abilerimi bahanelerle şuraya buraya yollayıp, yazlıkta beni evire çevire siktiler. İstanbula döndüğümüzde 3 dayım ortaklaşa bekar evi tuttular, canları istediğinde beni oraya götürüp, gönüllerince sikiyorlar…

52 toplam görüntülenme, 1 bugün

Denizin ortasında muhteşem sikiş

Anal Sex Hikayeleri, Azranın Yeri, Canlı Porno Hikayeleri, Ensest Hikayeler, Erotik Hikayeler, Evli Çift Hikayeler 30 Kasım 2023

Merhaba 31Seks Hikayeleri okurları. Arkadaşlarımın İnternet tutkusunu duyduktan sonra ben de kendime bir bilgisayar alarak, yalnızlığın vermiş olduğu can sıkıntısını İnternette gidermeye başladım. İnternette Sörf yaptıkça, birçok sayfalara girdim ve tabi ki sex sayfalarına da. Kaymak Gibi 31Seks Hikayeleri sitesini keşfettiğimden beri hergün düzenli okuyorum. Başkalarının seks hikayelerini okudukça tahrik oluyorum, bu yüzden ben de size bir hikayemi anlatmaya karar verdim. Benim adım Özge, 26 yaşında, eşinden ayrılmış, dul bir bayanım. Çocuğum yok ve şu anda yalnız yaşıyorum. Eşimle ayrılırken mal paylaşımına gittik ve sahibi olduğumuz mağaza eşime kalırken, yazlık ev ile kullandığımız araba benim oldu. Size anlatacağım hikaye de yazlık evimin olduğu yerde geçiyor.

Yazlıktayken, genelde komşum Aylin ve erkek arkadaşı Tayfun ile zaman geçiririm. Aylin’le çok sıkı bir arkadaşlığımız var. Aylin çok zeki biri ve Tayfun gibi bir erkek arkadaşı olduğu için de çok şanslı bir kadın. Tayfun ise başarılı bir sunucu ve TV programcısıydı. Yakışıklı ve esprili biri. Açıkçası Aylin’i çok kıskanıyordum. Tayfun’un güzel bir teknesi vardı, her hafta Cuma yazlığa gelir ve Cumartesi günü sabahtan hep beraber balığa çıkardık. Tayfun bu hobiyi bana ve Aylin’e de aşılamıştı. Hafta içi Tayfun olmadığından, Aylin’le ben hep gezer tozardık, genelde seks konularını konuşur, gülüşürdük. Aylin Tayfun’la yatakta yaptıklarını anlatır ve arada bir bana, “Sen nasıl dayanıyorsun kızım erkeksizliğe? Bir yıl yarak yemeden durulur mu?” diye takılırdı.

Geçen yaz yazlığa gittiğimde, Aylin’le Tayfun’un ayrıldıklarını duydum. Ama yine de bu yaz birlikte kullanacaklardı yazlığı. Aylin Tayfun’u geri kazanmak için peşinden koşuyordu. Çünkü Tayfun vazgeçilecek bir erkek değildi. Cuma günü Aylin bana, annesinin hastalandığını ve İzmire gitmesi gerektiğini söyledi, “Tayfun bu akşam yazlığa gelecek, yemek konusunda ona yardımcı olursan sevinirim. Elinden geldiğince de göz kulak ol, neme lazım başkasıyla falan takılır, onu elimden kaçırmak istemiyorum!” dedi. Ben de, “Sen merak etme!” dedim. Akşam Aylin İzmire gittikten 2 saat sonra Tayfun geldi. Ben de onların yazlıkta güzel bir yemek hazırlamakla meşguldüm. Tayfun’un haftasonları Rakı içtiğini bildiğim için, birkaç da meze hazırladım. O gün üzerimde bir mini etekle tişört vardı ve içime sütyen takmamıştım. Tayfun ile hem sohbet ediyor, hem de masayı kuruyordum. Masaya eğildiğim zaman Tayfun gözlerinin göğüslerimde olduğunu farkettim. Doğru söylemek gerekirse bu oldukça hoşuma gitmisti.

Yemeğe oturduk ve ben de onunla beraber iki kadeh Rakı içtim. Sohbetimiz dönüp dolaşıp, ilişkilerden açılmış, konu benim yalnızlığım üzerinde yoğunlaşmıştı. İçkinin de etkisiyle açık açık konuşmaya başlamıştık. Tayfun bana, yalnız yaşamanın hoş olmadığını, 26 yaşında güzel bir kadının seks yaşamının olmamasının kötü olduğunu filan söyledi. Ben de, “Evet haklısın, ama herşey senin yüzünden, eğer erkek arkadaş edineceğim zaman seni kriter olarak göz önünde tutmasaydım, şimdiye çoktan birini bulmuştum!” dedim. Tayfun bu sözden çok memnun olmuş, bana daha bir alıcı gözle bakmaya başlamıştı. Yemeğimiz bitmiş, bu arada saat te epeyce ilerlemişti. Ben sofrayı kaldırarak, artık gitmem gerektiğini söyledim. Cumartesi beni tekneyle balık avlamaya davet etti. Ben de kabul edip, sabah buluşmak üzere sözleşip ayrıldım oradan.

Sabah olunca bikinimi giydim ve üzerime de çok kısa olan mini eteğimi giydim. Beraberce tekneye binip açıldık. Tayfun’un teknesi aslında mini bir yat gibiydi. Bir kabini, iki yatağı vardı ve hatta küçük bir buzdolabı bile vardı. Sakin bir koyda demir attık. Öğlene doğru balık avlamaktan canım sıkılmıştı ve güneşten de pişmiştim. Denize gireceğimi söyledim ve teknenin suya inen merdivenlerine yöneldim. O anda aklıma denize üstsüz girmek geldi. Tayfun’a bir sakıncası olup olmadığını sorduğumda, memnun olmuş bir ifadeyle, “Hayır, hiç sakıncası yok, zaten ıssız bir koydayız, nasıl olsa kimse göremez!” dedi. Bikinimin üstünü çıkarıp suya bıraktım kendimi. Tayfun’un beni görebileceği yerlerde yüzmeye çalışıyordum. Amacım tabi ki Tayfun’un ilgisini daha fazla çekmekti…

Bir süre sonra Tayfun’a seslendim, “Su harika, sen de gelsene!” dedim. Tayfun, “Tamam, ama ben de altsız yüzeceğim!” deyip, mayosunu çıkarınca, biraz şaşırmış ve biraz da heyecanlanmıştım. Yaklaşık 1 yıldır yarak görmemiştim. Tayfun çırılçıplak suya atlayarak yanıma kadar yüzdü ve “Haydi sen de altını çıkar, nasıl olsa kimseler yok!” dedi. Ben de, “Çılgınsın sen!” diyerek, bikinimin altını çıkarıp tekneye fırlattım. İkimiz de çırılçıplak, uzunca bir süre yüzüp, şakalaştık. Arada bir bana sarılıyor, yüz yüze geliyorduk, göğsü göğüslerime, siki de göbeğime değiyordu. Artık ikimiz de rahat hareket etmeye başlamıştık…

Daha sonra ilk kendime gelen ben oldum ve “Hadi çıkalım artık, ben acıktım!” dedim. Tekneye önce ben çıkarken, hareketlerimi ağırdan alıp, alttan beni seyretmesine imkan verdim. Tekneye çıktığımızda bana vücudumun çok güzel olduğunu söyledi. Teşekkür ettim. Üzerimize hiçbir şey giymeden, dolaptan yiyecekleri çıkardık, iki tane de soğuk bira açtık. Masada çırılçıplak bir vaziyette yemeğimizi yeyip biralarımızı yudumlamaya başladık. İkinci biralarımızı içerken Tayfun oturduğu yerden kalkıp, yanıma geldi oturdu. Siki kalkmıştı ve ben heyecanla sikine bakıyordum. Gülerek sikini tuttu ve “Onu çok azdırdın güzelim!” dedi. O mu beni, ben mi onu azdırdım bilemem ama, daha fazla dayanamayıp, sikini elime aldım ve aşağı yukarı sıvazlamaya başladım…

O da göğüslerimi okşarken ateşlice öpüşmeye basladık. Daha sonra boynumu öpüp yaladı, oradan da göğüslerimi yalamaya, emmeye başladı. Elimdeki siki taş gibi olmuş, damarları atıyordu. Tayfun bir elini de amıma götürüp okşayınca, benim nefes alış verişlerim hızlanmaya başlamış, hafif hafif inliyordum. Tayfun ayağa kalkıp, “Haydi kamaraya girelim!” dedi, elimden tutarak beni kamaraya çekti. Yatağa yatırıp bacaklarımı iki yana ayırdı, amıma yumuldu. Amımı yalayıp, diliyle amımı sikerken, bir parmağı da arka deliğimin girişini zorluyordu. Ben de onun sikinin tadına bakmak istiyordum, üzerine çıkıp, 69 pozisyonuna geçerek, o muhteşem sikini aç kalmışçasına emmeye başladım. Bir aşağı, bir yukarı sikini ağzıma alırken, taşaklarını da okşamam çok hoşuna gitmişti. O da dilini amıma, bir parmağını da götüme sokup çıkarıyordu…

Daha fazla dayanamadım, ona yalvararak, “Lütfen, sikini istiyorum amıma!” dedim. Beni serbest bırakınca, yüzüm ona dönük vaziyette sikinin üzerine oturdum. Zaten kayganlaşmış amıma bir oturuşta girivermişti siki. Uzun bir süre üzerinde oturup kalktım. Sikini sonuna kadar içime alıyordum, o da göğüslerimi sıkıp okşuyor ve alttan sikini amıma bastırıyordu. Çok geçmeden titremelerle Orgazm olmaya başladım. O kadar harikaydı, o kadar uzun bir Orgazmdı ki, anlatamam.

Daha sonra beni yatırıp, o üstüme geçti. Hem amımı sikiyor, hem de göğüslerimi yalıyor, beni zevkten çıldırtıyordu. Tayfun hareketlerini hızlandırınca boşalacağını anlayıp, “Lütfen içime boşalma hayatım!” dedim, çünkü hamile kalmaktan korkuyordum. Zaten onun da öyle bir niyeti yokmuş, boşalacağı an içimden çıkıp, başucuma doğru geldi ve “Hadi bebeğim aç ağzını!” dedi. Niyetini anlamıştım, döllerinin tadına baktırmak istiyordu. Bunu eski kocam da severdi. Alışık olduğum için ağzımı açıp, ellerimle de kalçalarını okşayarak boşalmasını bekledim. Siki elinde birkaç 31 hareketi yaptıktan sonra inleyerek döllerini ağzımdan içeri fışkırtmaya başladı. O kadar çok boşalmıştı ki, resmen ağzım dolmuş, döller dudaklarımın kenarlarından dışarıya taşmıştı. Hepsini yutmak zorunda kaldım. Ardından sikini ağzıma sokup çıkararak kalan son damlaları da temizletti bana. Çok hoşuma gitmişti, ama halen azgındım.

Tayfun yanıma uzandı ve birbirimize sarılıp dinlenmeye koyulduk. Bundan sonra erkeksiz değildim, istediğim zaman beni yatağa atacak birisini bulmuştum. Bu arada konuşuyorduk. Tayfun’un anlattığına göre, Aylin hiçbir zaman ağzına boşalmasına izin vermiyormuş. Ayrıca Aylin, Tayfun’un anal seks isteklerine her zaman ters cevap vermiş. Aylin bana bunlardan hiç bahsetmemişti, böyle bir erkeğin isteklerini nasıl karşılamaz anlayamadım. Ben daha önce mutsuz bir evlilik geçirdiğim için iyi erkeğin değerini bilirim. O yüzden ona arka deliğimi de tatma fırsatını verecektim. Dudaklarından öperek, boynunu boğazını yaladım, ordan göğüs uçlarını, ardından göbeğini, ordan taşaklarına geçip yalamaya başladım. Tayfun’un siki çoktan hareketlenmişti. Taşaklarını yalamaya devam ederken, bir elimle de sikini aşağı yukarı çekiyordum. Siki iyice kalktıktan sonra, “Götümü sikmek istiyor musun?” dedim.

“Deli misin, istemez miyim hiç?” diyerek, sevinçle hemen yerinden doğruldu. “Ama ilk olacak…!” dedim ve domaldım. “Tamam aşkım!” diyerek kalçalarımı iki eliyle ayırıp, arasına yumuldu. Diliyle bir amıma, bir götümün deliğine darbeler atıyor, arada bir dilini götüme sokmaya çalışıyordu. Daha sonra bir parmağını götüme sokup çıkarmaya başladı. Göt deliğimin yavaş yavaş genişlediğini hissediyordum. Ardından ikinci parmağını da sokup çıkarmaya başladı. Bu bana biraz acı veriyordu, ama arada bir söylediği tatlı sözler beni tekrar motive ediyordu. Bir süre parmaklarıyla girip çıktıktan sonra, genişleyen göt deliğime sikini dayadı ve yavaş yavaş ittirmeye başladı. Sikinin başı girince çok acımıştı, bir süre öyle beklemesini söyledim. Biraz bekledi ve ben, “Tamam, devam et!” deyince, kalanını da sokup, kenetlendi arkama. Biraz da öyle bekledikten sonra götüme girip çıkmaya başladı. İlk başlarda acı vermesine rağmen, alıştıktan sonra ben de zevk almaya başlamıştım.

Götüme hızlı hızlı girip çıkmaya devam ederken, bir ara beni kendine doğru çekip doğrulmamı sağladı ve bir eli göğüslerime, diğeri de amıma yöneldi. Bir anda üç hassas noktamın uyarılması benim Orgazm olmama yetmişti. O da bir süre sonra inleye inleye götüme boşaldı ve siki ininceye kadar da götümü sikmeye devam etti. Daha sonra toparlandık. Tayfun teknede duş alırken, ben hemen denize atladım ve biraz serinledim. Denizden çıktığımda, Tayfun biralarımızı yenilemişti. O gün teknede akşama kadar çırılçıplak kaldık. Sarmaş dolaş oturup sohbet ettik, öpüştük, elleştik, seviştik ve sikiştik. Akşam beni yazlığa bırakırken, bu yaşadıklarımızı Aylinin bilmemesi konusunda ikimiz de hemfikirdik. Yazlıktan ayrılırken bana bu güzel gün için teşekkür etti. Ben de ona tabiki.

Aradan çok zaman geçmesine rağmen birdaha görüşemedik ve mesajlarıma da cevap vermiyordu. Yayınlarını dinlerken sesini duyup kendimi tatmin ediyordum. Sonunda dayanamadım ve birgün stüdyosuna gittim. Bana, artık ciddi ilişkiler yaşamak istediğini, ama Aylinle arkadaş olduğum için bunun benimle olamayacağını, çok üzgün olduğunu ve bundan sonra bir daha öyle birşey yaşayamayacağımızı söyledi. Üzüldüm, ama onun bu kararına da saygı duydum.

68 toplam görüntülenme, 0 bugün

Baldızın çıtır kızına kaydım – Sex Hikayeler

Aldatma Hikayeleri, Amatör Sex Hikayeleri, Anal Sex Hikayeleri, Azranın Yeri, Canlı Porno Hikayeleri, Ensest Hikayeler, Erotik Hikayeler, Evli Çift Hikayeler 30 Kasım 2023

Eylül ayının ikinci haftasıydı, geçici görev için Tekirdağ’a gönderilmiştim. Bunu biraz da ben istemiştim, çünkü orada üniversite okuyan (baldızımın kızı) Çilem vardı. Hem bir büyüğü olarak onu kontrol edecektim, hemde işimi yapacaktım. Arabamla Pazar akşamı Tekirdağ’a gittim ve anlaşmalı otelimize yerleştim. Daha önceden de orda kaldığım için, ısrarla çatı katındaki deniz manzaralı odayı istedim. Yol yorgunluğu hissetmiyordum, saat de erkendi, bizim Çilem’in öğrenci evine bir baskın yapayım dedim. Arabaya atladım ve Çilem’in evinin önüne geldim.

Seslerden anlaşıldığına göre içeride bir hengamedir kopuyordu. Kızlardan biri avaz avaz bağırıyor, bir erkek sesi de cevap vermeye çalışıyordu. Dışarda beklemeye başladım. Ve birazdan, ince uzun bir genç hışımla evden ayrıldı, peşinden de bir kız koşarak gitti. Ve evdedi hengame de sona erdi.

Arabadan çıkıp zile bastım. İçeriden ağlama sesi geliyordu. “Kim O?” dedi ağlayan ses. Çilem’in eniştesi olduğumu söylediğimde kapı açıldı. Yeğenimin ev arkadaşı Leyla’nın ağlamaktan şişmiş gözlerini görünce içim parçalandı. Oysaki 20 gün önce bizim yazlığa geldiklerinde nekadar neşeliydi. Az önceki bağrışmayı duyduğumu ve ne olduğunu sordum. Leyla ağlayarak, erkek arkadaşını bir başka kızla kendi yatağında yakaladığını, oysa onu sevdiğini falan söyledi. Leyla’yı teselli ettim, kendisinin daha çok genç olduğundan, yarın birgün o çocuğu unutup başkasını bulabileceğinden bahsettim. Leyla halen erkek arkadaşına küfürler savururken, Çilem ve arkadaşları geldi. Tabi onlar da merakla ne olduğunu sordular. Leyla konuyu bir posta da onlara anlatırken, Çilem boynuma sarıldı ve “Canım eniştem!” diye koca bir öpücük kondurdu yanağıma. Ben de onu öpmek isterken yüzünü çevirdi ve kazayla tam dudağının yanından öptüm. Bu küçük kazaya Çilem gülümserken, doğrusu ben biraz utandım. Çükü Çilem kendi çocuğum gibiydi.

Akşam yemek yeyip yemediklerini sordum. Leyla yememişti, Çilem ve Tuğba ise birşeyler atıştırmışlar. Onlara, “Hadi hep beraber çıkıyoruz!” dedim. Benim arabya atladık hep birlikte ve otelin restoranına gittik. Izgara birşeyler söyledik. Kızlara, “Ne içersiniz?” dediğimde, Çilem ve Leyla bira istedi. Tuğba ve ben, pek alkol almadığımızdan, önce kola söyledik, ama Leyla ve Çilem’e yarenlik etmek için bizler de bira istedik. Hem manzaranın hemde deniz havasından olacak, bayağı bir içtik. Hesap kaçtı bir tarafımıza diye düşünüyordum. Garson Şeref’i kenara çektim, bir 50 Lira toka edip, hesaba tenzilat yapmasını ve kızların daha çabuk kelle olması için biralarına votka koymasını söyledim. Başka türlü hesabın altından kalkamayacaktım çünkü. Şeref elinden geleni yapacağını söyledi.

Saat gece 02:00 oluyordu. Çilem ve Tuğba uyukluyor, Leyla ise bana, karşısına ne kadar fırsat çıktığını, ama sevgilisini aldatmayı asla düşünmediği konusundaki resitalinin 35. baskısını yapmaktaydı. Bir ara bana kendini pek iyi hissetmediğini söyledi. Açıkçası ben de pek iyi durumda değildim. Daha önceden böyle birşeyi tahmin edemediğim için yine de kendimi tebrik ettim. Şeref’e bir işaret çakıp hesabı istedim. Hesap pusulası (160 Lira olarak) geldi. Şeref’e, “Ok, odamın hesabına ekle, yarın görüşürüz!” dedim. Leyla ile birlikte, Tuğba ve Çilemin koluna girerek, yukarıya odama çıktık. Daha sonra kızlar için bir oda daha tutmak için aşağı indim. Resepsyonist Metin ağbi, bana, “Senin yan oda akşam 18:00’de boşaldı, o yüzden başkasına vermeyeceğim, eğer ihtiyacınız varsa o odayı ücret vermeden kullanabilirsiniz!” dedi. Ona teşekkür edip anahtarı aldım ve yukarıya çıktım.

Kızların üçü de alkolün ve sıcağın etkisiyle sızmıştı. Yan odayı bir kolaçan ettim. Odayı tutanlar birkaç saat uzanıp çıkmak zorunda kalmışlar galiba, çünkü ne banyo havluları kullanılmış, nede yatak bozulmuştu. İçinde birkaç izmarit bulunan bir kültablasından başka kirli bir şey yoktu odada.

Önce Tuğba’yı, sonra da Leyla’yı yan odaya götürdüm. Tuğbanın kemerini ve pantolonunun düğmelerini çözdüm, pantolonunu sıyırdım, gayet kolay çıkmıştı. Ben Tuğba ile ilgilenirken, Leyla’nın üzerine kusmuş olduğunu farkettim. Onun da üzerindekileri çıkartmaya başladım. Önce kotunu, sonra da bluzunu çıkardım. Leyla’yı bikini ile defalarca gördüğüm için bu manzarayı yadırgamamıştım, fakat yinede tahrik olmadığımı söyleyemem. Bir koşu odama gidip benim temiz tişörtlerden birini aldım geldim. Üzerine tişörtü giydirirken parfümü ile kendimden geçtim ve boynuna masum bir öpücük kondurdum. Kızların odaları ile benim oda arasında balkondan geçiş olduğu için, odalarının kapısını içeriden kilitleyip, balkondan kendi odama geçtim.

Çilem kendi kusmuğu içinde uyuyordu. Önce askılı badisini, sonra da leş olmuş kotunu çıkarttım. Don sütyen kalmıştı, ama halen saçında, kolunda ve sütyeninde kusmuk vardı. Yatağın üzerindeki battaniye kusmuktan kullanılacak gibi değildi zaten. Battaniyeyi balkona attım. Çilemi kucaklayıp, banyoya götürdüm, küvete yatırdım, üzerine ılık suyu tutmaya başladım. Biraz kendine gelir gibi oldu. Yıkanması gerektiğini, bu şekilde yatamayacağını anlattım. “Ok!” dedi. O yıkanırken ben banyodan çıktım, odaya geçtim. Birkaç dakika sonra havlu istedi. Havluyla birlikte, benim çamaşırlarımdan bir boxer ve tişört verdim. Sonra tekrar odaya geçtim, dolaptan yedek battaniyeyi üzerime alıp, ışığı söndürdüm ve yatağa girdim.

Birazdan Çilem, kurulanmış, benim boxer ve tişörtü giymiş halde geldi. Aslında halen ayılamamıştı, ama en azından temizlenmişti. Benim normalde yatarken iç çamaşır giymek gibi bir adetim yoktur, ama Çilem yanımdayken o halde yatamazdım. Çilem geldiğinde dikkat ettim, ıslanmış sütyenini ve külodunu çıkarmış, sadece benim verdiklerimi giymişti. Geldi ve yatağa süzüldü. Konuşamıyordu, hemen uykuya daldı. Bense bir süre daha uyumamıştım, su içmek için kalktım. Yatağa tekrar girerken Çilem döndü ve bacağıma sarıldı. Ayağımın üzeri tam amına geliyordu, verdiğim boxer bol geldiği için, ayağım amının dudaklarına da değiyordu. Çok tahrik olmuştum. Ayağımı oynattıkça Çilem de hareketlenmeye başladı. Amını benim ayağıma sürttükçe, benim ufaklık artık ufaklık mufaklık kavramını geçmiş, azmanlık mertebesine gelmişti.

Biraz daha aşağıya doğru kaydım ki, ayağımın yerini kasığım ve yarağım aldı. Birazdan Çilem’de hareketlenme tekrar başladı, ama bu sefer benim yarrak Çilemin amına badana çekiyordu. Dayanacak gücüm kalmamıştı, göğüslerini tişörtün üstünden hafiften okşamaya başladım. Çilem uyuduğu için, normal şartlarda biraz sürtündükten sonra uykuya devam etmesi gerekirken, durmuyor ha bire kerkiniyordu. En sonunda durdu. Boşalmıştı. Olaydan çok zevk aldığı amından akan sıvılardan belliydi. Ben de durdum, ama ben daha boşalmamıştım. Onu dudaklarından öpmek istiyordum. O ise, sanki (Memelerim ve amımla oynamana izin veriyorum ya, dudaklarımda ne işin var?) der gibi, dudaklarını kaçırıyor, bir türlü öptürmüyordu. Doğrusu biraz sinirlenmiştim.

Kalktım ve balkona çıktım. Balkonda bir sigara yakacakken, yan odadan (kızların odasından) gelen sesler dikkatimi çekmişti, balkondan hemen onların odaya daldım. Hava aydınlanıyordu ve içerisi alaca karanlıktı. Tuğba sağa sola dönerek yatıyordu, herhalde uyuyordu, yine de tam emin değildim. Ama Leyla yatakta yoktu. Banyoya baktığımda Leyla’yı orada yerde yatar buldum. Sanırım tuvalete gitmek istemiş, ama düşmüştü. Hemen kaldırdım. Yerler ıslak ve kaygandı. Yavaş yavaş yürüyerek balkona çıktık. Temiz hava iyi gelecekti. Leyla balkon demirine yaslanmıştı, ama halen kendine gelemiyordu ve düşecek gibi duruyordu. Arkasından sarıldığımda yarağım çıplak tenine değdi, altında külotu yoktu. İşemek için banyoya giderken çıkarmış olmalıydı. Çok kötü tahrik olmuştum, ama ileri gitmedim, Leyla’yı tekrar odalarına götürdüm ve yatağa yatırdım. Bacaklarını öyle bir ayırmıştı ki, bu sefer dayanamadım ve cillop gibi amına bir dil attım. Leyla hiç tepki vermedi, ama ben Tuğba’nın uyanmasından çekindiğim için, üstünü örtüp odama gittim. Çilemin yanına yattım, uyudum.

Uyandığımda yarağım şişmiş, kasıklarımın ağrısından kıvranıyordum. Çilem ise bacağını ve kolunu üzerime atmış, bütün ağırlığını bana vermişti. Dizimi yukarı kaldırdığımda yine benim yarrak Çilem’in amına değiyordu. Azıcık sürtünsem boşalacaktım. Öyle de yapmaya karar verdim ve sürtünmeye başladım. Biraz da o kıpırdadı. Tam icraat başlayacaktı ki, Çilem yatakta doğruldu. Ne olduğunu anlamadım, benim yarrağı tuttu, beni halen uyuyor sanıyordu galiba, yarağımı öptü ve banyoya gitti. Fırsatı kaçırmıştım, peşinden banyoya gitmek istedim, ama nedense yapamadım. Yatakta kendi kendime kızıyordum.

Çilem banyodan gelip yanıma oturduğunda, ben yatakta doğruldum. Yine kirlilerini giymişti. Bana, “Uyandırdım mı?” dedi. “Yok şimdi uyanmadım.” deyince, utancından alt dudağını ısırmaya başladı. Güldüm. Akşam olanları sordu, kısaca anlattım. Şimdi duş alma sırası bana gelmişti. Ben yataktan kalkmış, duşa giderken, gözünün ucuyla benim alete bakıyordu. Ona kasıklarımın çok ağrıdığını söyledim. Güldü, konuşmadı. Banyodan çıktığımda, “Acıktım!” dedim. Onun da içi kıyılmıştı. Kızların yan odada olduğunu söylediğimde, hemen koştu, onları da uyandırdı. Kahvaltı edecektik, ama otelde öğlen yemeği servisi başlamıştı bile. Kızlara sordum, “Evde çayınız var mıydı? Ben çaysız kahvaltı yapamam!” dedim. “Var!” dediler. Otelden ayrıldık.

Eve giderken, marketten peynir, zeytin, salam, yumurta, domates, salatalık falan aldım ve kızların evine geldik. Öğrenci evlerini çok iyi bilirim, bir dolap vardır ve içindekiler bozuktur, bir şey yememek gerekir. Kızlar aldığım malzemelerle kahvaltı hazırlamaya girişti, ben de evi dolaştım. Kahvaltıda, Leyla, “Deniz kenarındayız, ama daha denize giremedik!” dedi. Ben hemen, “Bugün denize gidelim ozaman!” dedim. Tuğba, “Benim erkek arkadaşım gelecek, olmaz!” dedi. Tuğba’ya, “OK! Sizi evde yalnız bırakalım mı?” dedim. Güldü, evet anlamında kafa salladı. Karar verilmişti, denize gidilecekti. Kızlar iki yıldır o evde bir aradaydılar ve gidilecek hiçbir yeri bilmiyorlardı.

Hazırlandılar, atladık arabama, Uzunçiflik tarafına doğru yol aldık. Bu çevreyi biraz biliyordum, ağaçlı ve kıraç bölümler arasında küçük gizli plajlar vardı. Bunlardan birine saptık. Hem hafta içi, hem de Eylül ayında olduğumuzdan çok tenhalaşmıştı her yer. Gözümüzün görebildiği yerde kimsecikler yoktu. İyice yayıldık bir gölgeliğe. Mübarek güneş, Temmuz güneşi gibi yakıyordu. Çilem tişört ve şortunu fora etti, Leyla da çarçabuk üstündekileri çıkardı, denize koştular. Ben daha duba gibi sahilde bekliyordum. Ben pantolonumu çıkarana kadar, ikisi de suya dalmıştı bile.

Yiyecekleri ve biraları gölgeye sakladım, soyunup peşlerine takıldım. Ben tam suya girecekken çıktılar, “Hadi güneşlenelim!” dediler. “Haydaaa!” diye kızdım onlara. Ama su soğuk gelmişti onlara, güneşte yatmak içlerini ısıtacaktı. Ben de geri döndüm onlarla birlikte. Kurulandılar, hasırlarını serdiler ve güneşin altında yattılar. Saat 15:30 falan olmuştu, sandviçleri biralarla yuvarladık. Onlara, “Bakın güneşte fazla durmayın, kötü çarpılırsınız!” dedim, ama dinleyen kim?

Benim arabanın bagajında herzaman, Palet, dalma gözlüğü ve zıpkın bulundururum. Benimkisi özel merak işte, dalmayı seviyorum, kısmetim varsa iyi balık avlarım. Bagajdan malzemeleri alıp denize girdim. Denize girdiğimiz yerin etrafında kayalık alanlar olduğundan iyi balık vardı. 2 adet Karagöz, 2 adet de Kefal vurdum. Sahile çıktığımda, kızlar güneşte uyuyordu. Üstlerine su damlattım, aldırış eden olmadı. Güneş kremi döktüm, yine hareket yok. Çilemin üzerindeki kremi elimle yaydırmaya başladım. Bikinisinin üstünü çözdüm, bütün sırtını kremledim, halen kalkmıyordu. Boynunu, omuzlarını, belini bolca güneş kremi ile sıvadım. Sıra bacaklara gelmişti, bu sefer tacizlerime ‘Dur!’ diyeceğini düşünüyordum, ama demedi…

Ayak bileklerinden başlayıp yukarı doğru masaj yaparak çıktım. Kalçalar iki posta kremlendi. Elim bacaklarının birleşme yerine geldiğinde, poposunu biraz daha yukarı kaldırdı. Bu, ‘Devam et!’ dercesine bir işaretti. Leyla’yı kontrol etmek amacıyla baktım, yüzü öbür tarafa dönük uyuyordu. Elimi Çilem’in bikinisinin içine sokup, poposunun yanaklarını yoğura yoğura kremledim. Başparmağımla götünün deliğine masaj yaparken, Çilem poposunu biraz daha kaldırıyordu. Bikinisinin amına gelen kısmı ise çoktan ıslanmıştı. Çok tahrik olmuştum, yarağım patlamak üzereydi. Çilemin kulağına eğilip, “Devamı akşama, hadi şimdi denize girelim!” diye fısıldadım.

Çilem’le kalktık, denize girdik. Serin suya girince biraz olsun rahatlamıştım. Ama orada da pek sakin duramadık, Çilem’le elleşmelerimiz, oynaşmalarımız devam etti. En sonunda Çilem bacaklarını belime doladı. Ve tam kucağıma yerleştiği esnada bir ses duyduk, “Napıyorsunuz bakiim siz?” diye. Leyla ödümüzü koparmıştı, ikimiz de bir yana attık kendimizi suyun içinde. Çilem, “Gidelim artık, akşam oluyor!” dedi. Oysa benim planımda geceyi burada geçirmek vardı. Leyla güneşte uyuduğundan başı ağrımıştı ve eve gidip uyumak istiyordu. Mecburen toparlandık ve yola çıktık. Leyla’yı eve bırakıp, Çilem de otelde duş almak daha kolay olacak diye, evden üzerine giymek için birkaç parça giysi aldı ve otele döndük.

Otele vardığımızda anahtarı alıp yukarıya çıktık. Odanın kapısına varana kadar ikimiz de sakin ve usluyduk. Ama içeriye girip te kapıyı kilitler kilitlemez, dudaklarımız birbirine yapıştı, hoyratça birbirimizin vücudunu okşamaya başladık. Yarağım kazık gibi olmuştu. Çilem benim pantolonumu indirirken, ben de onun şortunun arkasından elimi içeri sokmuş, götünü amını kurcalıyordum. Şıpır şıpır olmuştu amı yine. O zevk sularını kana kana içmek, kafamı amına gömüp, bütün geceyi o şekilde geçirmek istiyordum. Çilem bu arada serbest bıraktığı yarağımı ağzına alarak, büyük bir ustalıkla yalayıp, emmeye başladı. Boş durmak istemiyordum, Çilem’i ayağa kaldırdım, ikimizi de çırılçıplak soyup, yatağa geçtik, 69 olduk. Birbirimize uzun süre oral yaptık, defalarca birbirimizin ağzına yüzüne patladık. Duş alıp tekrar yatağa geöiyorduk. En son sefer dudaklarımız birleştiğinde, ikimiz de yorgunluktan geberiyorduk. Çilem öpüşürken uyuyakaldı. Ben bir süre daha uyanık kaldım, Çilemi uyurken izledim. Sonra ben de uyumuşum.

Gözlerimizi açtığımızda sabah ezanı okunuyordu. Tekrar öpüşmeye başladık, herşey yeniden başlıyordu. Ama busefer uykumuzu aldığımızdan, ikimiz de dinlenmiştik. Artık Çilem’i sikmek istiyordum. Yarrağım amına badana yaparken, Çilem, “Ben daha kızım!” dediğinde, Zonkkk oldum, “Nasıl yani, bakiremisin halen?” diye sordum. Şaşırmıştım, bu kadar porfesyonelce yarak yalayan bir kız nasıl bakire olabilir diye. Çilem, anlattığına göre, okuldan bir çocukla (geçen aya kadar) çıkmış ve sonunda ayrılmışlar. Fakat ilişkileri süresince oral seksten öteye gitmemişler. Kızlığına elletmediğini, hatta arkadan bile yaptırmadığını söyledi. İnanmak istemiyordum, çünkü artık onu sikmek için sabırsızlanıyordum, ama bakire olması işime de gelmiyordu açıkçası.

Moralimin bozulduğunu gören Çilem, dudaklarıma bir öpücük kondurdu, “Fakat şimdi istiyorum, neremden istiyorsan yapabilirsin aşkım!” diyerek bacaklarını ayırdı. Aslında onu amından sikmeyi çok istiyordum, ama o an için kızlığını bozup bozmamakta kararsızdım. Onun için, “Dön arkanı ve domal!” dedim. Çilem götten sikeceğimi anladı ve çantasına uzandı, krem çıkarıp uzattı, sonra domaldı. Götünün deliğini önce biraz dilledim, sonra krem sürüp, bir parmağımı sokup parmakladım bir süre. Gerçekten de götten sikilmediği belli oluyordu, çok dardı göt deliği. Canını yakmamaya çalışarak, ikinci parmağımı da sokup, göt deliğini esnetip, biraz alıştırdım. Bu arada öteki elimle de sürekli klitorisini okşuyordum.

Şimdi iki parmağımı götüne rahat rahat sokup çıkarıyordum. Amını okşayan elime ise amının suları gelmeye başladığında, Çilem inleyerek, “Sik beni enişte, yarağını sok, hadi!” diye yalvarmaya başladı. Parmaklarımı götünden çıkarıp, yarağımın başını da kremledim ve arkasına yanaştım. Çilem kafasını yastığa bastırmış ve götünü havaya dikmişti. Bir elimle götünün yanaklarını ayırıp, öbür elimle yarağımın başını göt deline yasladım ve bastırmaya başladım. Yarağımın başı ‘Plöp!’ diye girdiğinde, Çilem çığlık atmamak için yastığı ısırıyordu. Yarrağımın başı girmişti, kalanını da sokmak için biraz bastırdığımda, Çilem elini arkaya atıp, göbeğimden ittirerek, “Dur enişte! Çıkart, çok acıyor!” dedi. Canını yakmak istemediğim için çıkardım.

Çilem döndü ve “Bu böyle olmayacak enişte, ben yapayım, uzan sen!” dedi. “Tamam!” deyip, sırtüstü uzandım. Çilem götünün deliğine ve yarağımın başına biraz daha krem sürüp, Alaturka tuvalete çişini yaparmış gibi yarağımın üstüne çöktü. Eliyle yarağımı tutup, göt deliğinin ağzına denk getirdi ve yavaş yavaş üstüne oturmaya başladı. Acıdan dudaklarını ısırsa da, bu şekilde daha kolay alıyordu götüne. Yarrağımın milim milim götüne girişini seyrediyordum. Sonunda ıhılaya ıhılaya yarrağımı köküne kadar götünün içine almış ve oturup kalmıştı öylece. Halen acı duyduğu yüzünden belli oluyordu. Ben yarağımı alttan oynatacak gibi olduğumda, “Ahhh! Kımıldama neolursun enişte!” diyordu.

Çilem bir süre daha hareketsiz oturduktan sonra kendiliğinden götünü hafif hafif oynatmaya başladı. Götünü birkaç santim kaldırıyor, sonra tekrar yavaşça oturuyordu. Her seferinde biraz daha, biraz daha derken, belli bir süre sonra artık yarağımın başı görünecek kadar götünü yükseltiyor ve yeniden oturuyordu. Dudaklarını ısırışından, hem acıyı, hem zevki aynı anda yaşadığı belli oluyordu. Elimi amına atıp, klitorisini okşamaya başlayınca, Çilem oturup kalkma hareketlerini hızlandırdı. Artık ellerini arkaya atmış, ayak bileklerimden tutunarak, hem inliyor, hem de götüyle yarağımı deli gibi sikiyordu. Okadar hızlı oturup kalkıyordu ki, her seferinde götü kasıklarıma vurduğunda, taşaklarım inanılmaz ağrıyordu.

Fakat bu fazla sürmedi, Çilem, “Geliyorum enişteee!” diye bağırıp, kasılmaya, titremeye başladı. Benim durumum da ondan farklı değildi, ben de uzun bir ‘Ohhh!’ çekerek götüne fışkırmaya başladım. Çilem kendini öne atarak, göğüslerini göğsüme yapıştırdı ve dudaklarıma yumuldu. Yarrağım götündeyken öpüşmeye, deli gibi birbirimizin dudaklarını kemirmeye başladık. İkimiz de nefes nefeseydik. Bu pozisyonda bir süre kalıp soluklandık. Çilem yarrağımın üstünden kalktığında, götünden çıkan osurukla birlikte döller taşaklarıma püskürdü. Çilem osurduğu için utanmıştı, mahçup bir şekilde elini götüne tutarak banyoya gitti. Ben de arkasından gittim, birlikte duş aldık.

Banyodan çıktığımızda Çilem’e, “Biraz daha uyuyalım!” dedim. Birbirimize sarılıp uyuduk. Sabah birlikte otelin restoranında kahvaltı ettikten sonra Çilem’i okuluna bırakıp, ben de işime gittim. Daha 2 hafta orada olacağım için çok sevinçliydim doğrusu.

73 toplam görüntülenme, 7 bugün

Karıma grup seks yaptık

Ensest Hikayeler, Evli Çift Hikayeler 30 Kasım 2023

Merhaba 31Seks Hikayeleri sevenler, ben Gökay, 36 yaşındayım ve evliyim. Karım 35 yaşında, 1.62 boyunda, 58 kiloda, harika kalçaları olan birisidir. Karımla 8 senelik evliyiz ve sekste sınır tanımayız. Karımın sekste en sevdiği şeylerden birisi, amına vibratör sokup, ben de arka deliğini zorladığım zamandır. Fakat karımın götüne daha tamamını sokamadım. Karımla buşekilde sikişirken, karıma hep, onu gerçekte de iki yarrakla, yani bir başka erkekle birlikte sikmek istediğimi söylerdim. Karım da bu fantazimizde dahada azardı…

Karım ve ben tam bir deniz tutkunuyuz, geçtiğimiz yaz 1 haftalığına yelkenli bir tekne kiralayıp, hem yelken eğitimi alacaktık, hemde harika bir tatil yapacaktık. Marmaristen kiraladığımız tekne ile Yunan adalarını dolaşacaktık. Bu gezide bize 22 yaşında Fırat adında genç bir kaptan eşlik edecekti. Karım teknede yalnız olacağımızdan, beyaz renk, yandan ip bağlamalı bir bikini almıştı. Bu bikini karımın kalçalarının bütün güzelliğini ortaya çıkarıyordu. Altı sadece amını kapatacak büyüklükte bir bikini idi, üst kısmında ise göğüslerinin yarısı da dışarda kalıyordu…

Gezinin ikinci gününde Fırat kaptanla oldukça samimileşmiştik. Karım güneşlenirken Fırat gözünü karımdan alamıyordu, karım da bilerekten frikikler veriyor, Fıratı azdırıyordu. O gece karımla sikişirken, yine vibartörü amına sokmuştum, karım da benim yarağımı ağzına almış yalıyordu. Karıma, “Vibratörün yerinde Fıratın yarağının olmasını istermiydin?” diye sordum. Karım da, “Neden olmasın, hep beni iki kişi sikmek istemiyormuydun?” dedi. O gece, o azgınlıkla, ikimiz de harika bir boşalma yaşadık…

Ertesi gün karım yeni aldığı beyaz bikinisini giymişti ve Fırata daha yakın davranıyordu. Beraber yüzerken, ona sarılıyor, dokunuyor, Fıratı iyice baştan çıkarıyordu. Fırat da kalkan yarağını nasıl saklayacağını bilemiyordu. Öğleden sonra teknenin dümenine ben geçmiştim, sessiz sakin bir koy arıyorduk. Karım da güvertede güneşleniyordu, Fırattan soğuk bira istedi. Fırat birayı götürünce de, karım yüzüstü yatıp, Fırattan sırtını yağlamasını istedi. Fırat karımın sırtını yağladıktan sonra kalçalarına doğru inmişti. Karım bu arada bikininin üst iplerini çözmüştü, sırtüstü döndüğünde göğüsleri bikiniden sıyrılmış, açılmıştı. Fırat şaşkınlıkla bir müddet karımın göğüslerini seyrettikten sonra, hızla kamaraya inmişti. Karım da 1 dakika sonra, üstsüz bir şekilde Fıratın peşinden gitti…

Tekneyi ben kullandığım için oturduğum yerden içeriyi biraz görebiliyordum. Zaten demir atacağımız koya da gelmiştik. Gördüğüm kadarıyla karımla Fırat öpüşmeye başlamışlardı. Karım koltuğa oturmuş, Fırat ta bacak arasına girmiş, karımın güzelim 85’lik memelerini yalıyor, bir taraftan da amını avuçluyordu. Karım inlemeye başlamıştı, Fıratın kafasını aşağıya doğru bastırıyor, Fıratı amına doğru itiyordu. Fırat bu isteği anlamış ve karımın bikinisinin altını da çözerek amını yalamaya başlamıştı. Karımın inlemeleri bana kadar geliyordu, ben de yarağımı sıvazlamaya başlamıştım. Karım ayağa kalktı ve Fıratın mayosunu indirdi. Fıratın yarağı meydana çıkmıştı. Okadar büyük değildi, ama benim yarağıma göre biraz daha uzun ve kalındı. Karım iştahla Fıratın yarağını yalamaya başladı, sonuna kadar ağzına alıyor, başına dil darbeleri atıyordu…

Bu sırada demir atıp, ben de kamaraya girdim. Fırat beni görünce tedirgin oldu ve panikledi, ama karım Fıratın yarağını bırakmaya hiç niyeti yoktu, “Gel kocacığım, katıl bize!” dedi. Ben de mayomu çıkardım ve domalmış olan karımın arkasına geçip, amını götünü yalamaya başladım. Karım şimdi Fıratın yarağını daha bir iştahla yalıyordu. Ben yarağımı arkadan karımın sulanmış olan amına soktuğumda, karım deli gibi kıvranıyordu. 1-2 gitgelden sonra karım orgazm olup boşalmaya başladı. Fıratta da durum pek farklı değildi, karım Fıratın yarağını öyle bir emiyordu ki, Fırat dayanamadı ve karımın ağzına boşalmaya başladı. Karım yutabildiğini yuttu, bir kısmı da ağzının kenarından taşıyordu. Oysa bu güne kadar benimkileri hiç yutmamıştı…

En sonunda ben de karımın amına boşalmıştım ve Fıratın yanına oturmuştum. Karım duşta temizlenip geldi ve aramıza oturdu. Ellerini yaraklarımıza atmış okşuyordu. Biz de karımın memelerini yalamaya başladık. Karım yine azmaya başlamıştı, önümüze diz çöktü, büyük bir iştahla Fıratın yarağını emerek kaldırdı ve “Bunu içimde istiyorum!” diyerek, koltukta oturan fıratın yarağını amına yerleştirip, üstüne oturdu. Fırat ta boş durmayıp karımın memelerini yalıyordu. Karım Fıratın yarağına oturup kalktıkça, arkadan kalçaları harika açılıyordu. Ben de karımın arkasına geçtim ve karımın götünü yalamaya başladım. Bu sırada Fıratın yarağı karımın amına piston gibi girip çıkıyordu. Karımın götünü biraz yaladıktan sonra, götüne parmağımı sokup, biraz deliği genişlettim. Karım niyetimi anlamıştı, kendini biraz daha geriye doğru bıraktı. Ben de yarağımı yavaşça karımın götüne sokmaya başladım. Karımın götü çok dardı ve yavaşça açılıyor, yarağımı adeta içine çekiyordu…

Biraz sonra karımın götü yarağıma alışmıştı. Fırat amında, ben de karımın götünde, karıma gitgellere başlamıştık. Karımın çığlıkları bütün tekneyi kaplamıştı, ard arda orgazm oluyordu. Bir süre sonra ben karımın götüne boşalmaya başlamıştım. Fırat ta karımın amına boşalıyordu. Karımın yüzündeki mutluluk herşeye değerdi. Ben götünden çıktıktan sonra, karım da Fıratın üstünden kalkmış, Fıratın yanına uzanmıştı. Karım Fıratın boşalmış yarağını okşarken, amından ve götünden döllerimiz akıyor, birbirine karışıyordu…

Tatilimiz bitene kadar bu böyle devam etti. Siklerimiz kalktıkça, karımı beraber siktik. Bazen de Fırat yalnız sikiyordu karımı. Tatil boyunca karım teknede nerdeyse hiç giyinmemişti. Şimdi tekrar tekne kiralayacağımız günü bekliyoruz :))

68 toplam görüntülenme, 6 bugün

Page 1 of 21 2
  • Körpecik Üvey Kızım

    yayınlayan tarih 4 Aralık 2023 - 0 Yorumlar

    Aslen İzmir’li olup, eşim Sevcan ve üvey kızım Eda ile birlikte, memuriyetim gereği İstanbul’da oturmaktayız. Haftaiçi bir gece vakti İzmir’den acı bir haber aldık, eşimin bir yakını vefat etmişti. Vefat eden kişi bir akraba değildi, ama eşim yinede gitmek istiyordu. Eşim hep birlikte gitmemizi isteyince, benim işyerinden izin alamayacağımı, ayrıca Eda’nın okulu olduğunu ve okul […]

  • Köylü Yengemin Harika Sohbeti - Sex Hikayeleri

    yayınlayan tarih 4 Aralık 2023 - 0 Yorumlar

    Selam millet, ben Veli, 31 yaşındayım. Sikişmeye çok düşkün biriyim, değişik yaşlarda birçok karı kız siktim, ama ergenlikten beri hayalim olan bir yengem (amcamın karısı) vardı ki, ona hastaydım. Yengem 46 yaşında, türbanlı, cahil mi cahil, ama bir o kadar da muhteşem vücudu olan bir kadın. Yengemin foto albümünden arakladığım bir fotoğrafını devamlı yanımda bulundurur, […]